Zorluklara Rağmen Geleceğe İlerliyoruz
Küresel ticarette belirsizliklerin arttığı, rekabetçiliğin sertleştiği, korumacılık duvarlarının daha da yükseldiği bir yılı geride bıraktık. 2025, özellikle emek yoğun sektörlerimizin rekabetçiliğinin zayıfladığı, ihracatı tabana yaymakta zorlandığımız, pazar kayıpları yaşadığımız bir yıl oldu.
Bütün zorluklara rağmen Aralık'ta 26,4 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek aylık ihracat değerine ulaştık. Yıllık mal ihracatımızı yüzde 4,5 artırarak 273,4 milyar dolara çıkardık. Hizmet ihracatımızın ise 122 milyar doların üzerine çıkacağını tahmin ediyoruz. Böylece hem mal hem de hizmet ihracatında bugüne kadarki en yüksek değerlerimize ulaşmış olduk.
Elbette sağlıklı bir değerlendirme yapabilmemiz için verileri doğru analiz etmemiz gerekiyor. 2025'te ihracatımızı önceki yıla göre 11,6 milyar dolar arttırdık. Bu artışın yaklaşık 10 milyar doları otomotiv, savunma sanayi, kimya ve elektrik-elektronik sektörlerinden geldi. Daha doğrusu bu sektörlerdeki sınırlı sayıdaki firmamızın performansı bizi artıya taşıdı. Ayrıca 5,4 milyar dolarlık parite katkısını da unutmamamız gerekiyor.
Her şeye rağmen Cumhurbaşkanımızın, 2025 için bize hedef gösterdiği 390 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşmanın gururunu yaşadık. Bu gurur tablosunun oluşmasına katkı sunan tüm firmalarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Evet, bir hedefe daha ulaştık. Ancak Türkiye'yi ihracatta ilk 10 ülke arasına çıkarmak için kat etmemiz gereken uzun bir yol var. Bu iddialı hedefe ulaşabilmemiz için yürümek yetmiyor; koşmamız, hızımıza hız katmamız gerekiyor. Yani ihracatımızı her yıl çift haneli artırabilmeliyiz. Bir başka ifade ile yatırımı, üretimi, istihdamı ve ihracatı yeniden ekonominin lokomotifi haline getirmeliyiz.
Türkiye bugün, yakın çevresindeki coğrafyanın en önemli üretim üssü. Üretimde marka ülkeyiz. Özellikle Avrupa için yakından tedarik konusunda büyük bir avantaja sahibiz. Ancak yüksek üretim maliyetleri nedeniyle birçok sektörümüz rekabetçilikte zorlanıyor.
Rekabetçiliğimizi yeniden kazanabilmemiz için istihdam desteğinin 6 bin liraya, asgari ücret desteğinin 2 bin 500 liraya çıkarılması, döviz dönüşüm desteğinin daha etkin ve verimli bir şekilde uygulanacak düzenlemelerin yapılması, ihracatçımızın uzun vadeli ve düşük faizli finansmana erişimini sağlayacak politikaların devreye alınması gerekiyor. Dört başlık altında derlediğimiz taleplerimizi, 2025 yılı ihracat verilerini açıkladığımız toplantıda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a arz ettik.
Jeopolitik risklerin ve belirsizliklerin 2026'da da devam edeceği görülüyor. Dolayısıyla bizim bu sürecin risklerini azaltabilmemiz için üç yıl önceki rekabet gücümüzü kazanmamız gerekiyor. Rekabetçilikle ilgili sorunlarımızı aşabilirsek 2026'da çok daha iyi bir performans sergileyebilir, mal ve hizmet ihracatında 410 milyar dolarlık hedefin üzerine çıkabiliriz.
Tüm zorluklara rağmen TİM olarak biz 2026'da da durmayacak, ihracatçılarımızı yeni pazarlarda yeni alıcılarla buluşturmaya devam edeceğiz. Bu kapsamda 38'i TİM organizasyonunda olmak üzere ihracatçı birliklerimizle toplamda 200'ü aşkın heyet programı düzenleyeceğiz. Gelişmiş pazarlarda, yeni nesil 'TİM Vizyon Heyetleri' dönemini başlatacağız. Ben bir kez daha firmalarımızı ticaret heyetlerine katılmaya davet ediyor, 2026'nın ihracat ailemize güzellikler getirmesini diliyorum.