En Büyük Gündemimiz Rekabetçilik
İhracatta işlerin yolunda gitmediği bir dönemden geçiyoruz. Mevcut sorunlara ilave olarak mart ayında yakın coğrafyamızda yeni bir savaş gerçeğiyle karşı karşıya kaldık. İran savaşının olumsuz yansımalarını daha ilk aydan fazlasıyla hissettik. Mart ayında Körfez ülkelerine ihracatımız yüzde 37 düşüşle 1 milyar 371 milyon dolara geriledi. Sadece bir ayda bölge ülkelerine ihracatta 815 milyon dolarlık kaybımız var.
Savaşın ve bayram tatilinin etkisiyle mart ayında yüzde 6,4 gerileyen ihracatımız 21,9 milyar dolarda kaldı. Yılın ilk üç ayını ise yüzde 3,1 azalışla 63,3 milyar dolarlık ihracatla tamamladık. Ortaya çıkan bu tabloyu yalnızca rakamlarla değil, içinde bulunduğumuz şartlarla birlikte okumamız gerekiyor.
Özellikle Körfez ülkelerinde yaşanan gelişmeler, ihracatçımızı önemli ölçüde etkiledi. Bölgede ticaretin yavaşlaması, talebin gerilemesi ve lojistik hatlarda yaşanan sıkıntılar nedeniyle ciddi kayıplarla karşılaştık. Ancak böylesi dönemlerde mevcut pazarlarımızla bağı koparmadan yeni alternatifler geliştirebilmek çok daha önem kazanıyor. TİM ve ihracatçı birliklerimizle beraber bir yandan kayıpları telafi etmeye, diğer yandan da yeni pazarlar bulmaya odaklanıyoruz. Amerika'dan Afrika'ya, Uzak Doğu'dan Avrupa'ya uzanan geniş bir coğrafyada yeni fırsatları değerlendirmek için yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Mart ayında gerçekleştirdiğimiz ticaret heyetlerinin ardından, nisan, mayıs ve haziran aylarında da çok güçlü bir programla sahada olmaya devam edeceğiz.
Bugün ihracatçımızın önündeki en temel başlıklardan biri rekabetçilik. Enerji maliyetleri yükseliyor, ham madde fiyatları artıyor, finansmana erişim zorlaşıyor. Buna karşılık satış tarafında aynı ölçüde bir gelir artışı sağlanamıyor. Girdi maliyetleri ile çıktı gelirleri arasındaki makas açıldıkça, sanayicimizin ve ihracatçımızın yükü ağırlaşıyor. Uzun süredir dile getirdiğimiz gibi, artık birçok sektörümüz fiyat tutturmakta, iş almakta ve rekabet etmekte zorlanıyor. PMI verilerinden kapasite kullanım oranlarına kadar pek çok göstergede bu baskıyı görmek mümkün. Dolayısıyla bu dönemde üretimi, sanayiyi ve ihracatı güçlendirecek yeni desteklerin hızla devreye alınması büyük önem taşıyor.
Bununla birlikte, tüm zorluklara rağmen Türkiye'nin elindeki önemli avantajları da unutmuyoruz. Güçlü üretim altyapımız, yüksek kapasitemiz, yakından tedarik avantajımız, esnekliğimiz ve hızlı hareket edebilme kabiliyetimiz, değişen koşullara uyum sağlama konusunda bize önemli bir avantaj sunuyor. TİM ve ihracatçı birliklerimiz de sahayı yakından izleyen, dinamik ve çözüm odaklı bir yapıyla çalışmalarını sürdürüyor. İçinden geçtiğimiz dönemde stratejilerimizi güncellemekten, yeni yol haritaları oluşturmaktan ve ihracatçımızın önünü açacak adımlar için mücadele etmekten geri durmayacağız.
Zor bir dönemden geçiyoruz. Ancak ihracat ailesi olarak bugüne kadar pek çok sınamayı birlikte aştık. Aynı kararlılıkla çalışmaya, üretmeye, yeni pazarlara ulaşmaya ve ülkemiz için değer üretmeye devam edeceğiz. Doğru desteklerle, doğru politikalarla ve ortak akılla hareket ettiğimiz sürece, bugün yaşadığımız güçlüklerin yarının daha güçlü başarısına dönüşeceğine yürekten inanıyorum.