Dijital Dünyada Konfor ve Güven Var

Neler oldu neler. İstifalar, görevden alınmalar, çatışmalar, ateşkesler, barışlar, seçimler, yenilgiyi kabul etmeyenler vs vs. “Bu yıldan aklında ne kaldı?” diye sorsalar ilk aklıma gelen şunlar:

  • Borç
  • İşsizlik
  • Para bolluğu
  • Dijitalleşmenin önemi
  • Netflix
  • Bitcoin'in dönüşü


İkinci Dünya Savaşı'ndan beri milli gelire göre en yüksek borçlanmayı gerçekleştirmiş olan G7 ülkelerinin yanında, gelişmekte olan ülkelerin de büyük bir hızla borçlandığını görüyorum. Bir uyarıda bulunayım: Borç büyüdükçe, alanın değil verenin sorunu haline gelir. Sanıyorum 2030 yılına doğru bir ülke «her gün öleceğime bugün öleyim» diyecek ve kıyamet orada kopacak. Benden söylemesi. İşsizlik, sanıyorum 1929 Dünya Bunalımı kadar olmasa da tarihte eşi benzeri görülmemiş ikinci bir vaka olarak karşımızda duruyor. Genç işsizlik zirve yapmış durumda, İspanya % 20 işsizlikle rekor kırıyor, normalde % 3.5-4.0 işsizlik yaşanan ABD de % 10'un üzerine çıkmak üzere. Bunlar ciddi rakamlar. Bir de yapay zekanın yükselişini de hesaba katarsak, konu pandemiyle açıklanamayacak bir seviyeye gelecek.

ABD dahil olmak üzere herkes para basıyor. Şu an emisyonda rekor üzerine rekor kırıyoruz ama güvenin olmadığı yerde bu paralar tüketime veya yatırıma tam olarak dönüşmüyor. Likidite tuzağına düşmek üzereyiz. Ancak yapacak hiçbir şey yok. Günün birinde bunun faturasını ağır ödeyeceğiz, kafayı kuma gömdük bekliyoruz.

Pandemiden önce dijitalleşmeyi başarmış olan firmaların başlarını suyun üzerinde tuttuğunu görüyoruz. Yani denize düşmeden önce yüzmeyi öğrenmiş olanlar hayata devam ediyor. İş süreçlerini konvansiyonel şekilde tasarlamış ve değiştirmemiş olanlar ise şu an yaşadığımız ikinci dalga sebebiyle büyük zorluğa girdi. İlk dalgada para basıp destek vererek batmakta olan şirketlerle sağlam şirketleri yan yana getirdik. Şu ana kadar bu avantajdan faydalanıp kendini dijitalleştirmemiş firmalar var ise kesin batacaklar. Ciddi bir “saha temizliği” bizi bekliyor diyebilirim. Karantina ve sokağa çıkma yasağında dijital evrenden “eğlenceyi” bize ulaştıran en önemli mecra Netflix oldu. Artık kimse haber kanalı seyretmiyor. Çünkü seyrettiğine inanmıyor. «Son dakika» haberleriyle gerileceğine, arkasına yaslanıp yıllardır doğru bildiği gerçeklerin ne kadar yanlış olduğunu anlatan gerçekçi ve büyük emek verilmiş belgeselleri izliyor. Bunları güzel bir kurguyla anlatan nispeten tarafsız diziler de cabası. Safsata değil eğlence ile sunulmuş bilgiyi yine dijitalliğin marifetiyle evlerimize getiren Netflix, bu dönemin yıldızı oldu diyebilirim.

Son olarak, kuvvetli paralarla altın arasındaki dövüşten galip çıkan BITCOIN'den bahsedelim. TL cinsinden rekor üzerine rekor kıran BITCOIN, elbette bu saltanatı TL'nin aşırı değer kaybından sağladı. Ama yatırımcısına Türkiye'de kısa sürede altından fazla kazandırdığı ortada. Dolar cinsinden de daha önceki zirvesini görmesine az kaldı diyebilirim. Devletler ve merkez bankaları istedikleri kadar dirensin, bu gidişat değişmeyecek. Kripto paralar geleceğin değiş tokuş aracı olacaklar.

Dijitalleşmede konfor var, güven var. Giderek ademi merkeziyetçilikten “ben ve geri kalanlar” diye yaşamaya başlayan insanoğlunun en büyük destekçisi dijitalleşme oluyor. Bu gelişme hayır mı şer mi, izleyip göreceğiz
CANLI DESTEK