İhracat Hedefinin Önünde Üç Risk, Bir Fırsat

Türkiye 2022 yılında, 250 milyar dolar ihra­cat hedefine sahip. Bu hedefe ulaşmak için 2022 yılında, ihracatın yüzde 10,9 büyüme­si veya değer olarak 24,6 milyar dolar artması gerekiyor. 2022 yılı ihracat he­definin önünde üç risk ve bir fırsat bu­lunuyor. Türkiye riskleri iyi yönetmeli, fırsatı ise yine iyi kullanmalı.

İhracatın önündeki ilk risk, dış kay­naklı. O da dünya ekonomisinin 2022 yılındaki yavaşlama riski. Dünya eko­nomisine ilişkin ana senaryoda, 2022 yılı için yüzde 4,5 ekonomik büyüme öngörülüyor. Bu ana senaryo, salgının etkilerinin ilk çeyrek ile sınırlı kalacağı ve yılın geri kalan döneminde etkisi­nin azalacağı varsayımına dayanıyor. Yine ana senaryodaki diğer tahmin ise tedarik zinciri sorunlarının kademe­li olarak azalacağı, yeterli girdi ve iş gücü bulunmaya başlanacağı, emtia ve navlun fiyatlarında da sınırlı düşüşler olacağına yönelik. Ancak her iki varsa­yıma ilişkin olarak farklı beklentiler gi­derek kuvvetleniyor. Öncelikle salgın­da çok hızlı yayılan Omicron varyantı ile dünya nüfusunun geniş bir bölü­münün hasta olacağı beklentisi hâkim. Buna bağlı olarak bazı ülkelerde, kitle bağışıklığı sağlanması fikri öne çıkıyor. Genel aşılama ve yeni varyantlara karşı yeni aşılama yaklaşımı giderek mali­yetli hâle geliyor. Bu çerçevede salgının etkilerinin, mevcut ve yeni varyantlar ile yıl boyu sürmesi endişesi artıyor. Bu süreçte aşı olmayanlara, daha katı sı­nırlamalar ile yine kademeli kısıtlama­lar öne çıkacak. Salgının 2022 geneline yayılacak etkileri, doğal olarak küresel ekonomideki büyümeyi de sınırlaya­cak.

Diğer yandan küresel ekonomide yaşa­nan birçok sorunun, 2022 yılının büyük bölümünde etkili olacağı beklentisi de güçleniyor. Salgına bağlı olarak ka­patma ve kısıtlamalar, küresel tedarik zincirlerindeki iyileşmeyi öteleyecek. Çin'in salgına karşı sıfır taviz politikası ve toplu kapatma önlemleri, sıkıntıları artıracak. Buna bağlı olarak üretimde sıkıntılara yol açan, girdi erişimindeki zorluklar ve iş gücü açıkları da devem edebilir. Yine navlun, enerji ve emtia fi­yatları da arz yanlı sıkıntılar nedeniyle yüksek kalabilir.

Küresel enflasyonun, 2022'de de yük­sek kalacağı görülüyor. Küresel enflas­yon ile mücadelede uygulanacak para politikaları, beklenenden daha sıkı ola­bilir. Nitekim ABD Merkez Bankası'nın, FED için 2022 yılında faiz artırımı bek­lentisi dörde çıktı. İlk faiz artışı, Mart ayına çekildi. Bilançonun daraltılmaya başlanması için de takvim, 2022 yılına çekildi. Hem yüksek enflasyon hem de enflasyon ile mücadelede olası daha sıkı para politikaları, küresel ekonomik büyümeyi yavaşlatabilir.

Değerlendirilen bu riskler çerçevesin­de, uluslararası kurumların 2022 yılı dünya ekonomisi büyüme beklentileri de düştü. 2022 yılı için daha iyimser olan ana senaryoda dünya ekonomik büyüme beklentisi yüzde 4,5 iken, risklere daha ağırlıklı yer verilen yeni tahminler yüzde 4 büyümeye işaret ediyor. Dünya ekonomisinde ve pa­zarlarımızda hem ekonomik büyü­menin yavaşlaması hem de salgının etkilerinin ve kısıtlamaların daha uzun sürmesi, Türkiye'nin ihracatını da olumsuz etkileyecek. İhracatımı­zın önündeki diğer iki risk ise yurt içi kaynaklı. Bu risklerin ilki Türk lirasın­daki dalgalanma ve belirsizlik. Türk lirasına güveni ve geçişi sağlamaya yö­nelik önlemler, artarak devam ediyor. Bunların bazıları özendirici bazıları ise baskıcı önlemler. Özellikle şirket­lerin döviz alım-satımlarına yönelik yakından izleme ve fiili müdahaleler söz konusu. Şirketlere ve döviz piya­salarına yönelik benzer müdahaleler ile Türk lirasında kalıcı istikrar ve iti­bar sağlanamayacak. Bu nedenle Türk lirasında belirsizlikler ve dalgalan­malar sürecek. Diğer yandan ihraca­tın finansmanı tarafında da sıkıntılar yaşanıyor. 250 milyar dolar ihracat hedefi için ihracatçılar, daha yüksek ihracat finansmanına ihtiyaç duyarken özellikle Eximbank kredileri kullanımı giderek zorlaşıyor. Gerekçe olarak da kullanılacak kredilerin dövize gitme­si endişesi öne sürülüyor. Ancak ih­racatçıların, yeni yıl bağlantılarında şimdiden ilave kaynaklara ihtiyacı var. Artan enflasyon, maliyetler ve ücretler ile işletme sermayesi ihtiyacı yüksel­di. T.C. Merkez Bankası kaynaklı Türk lirası reeskont kredileri başta olmak üzere ihracat kredi olanakları hızla genişletilmeli.

Türkiye'nin 250 milyar dolar ihracat hedefi için karşılaştığı fırsat ise küre­sel tedarik zincirlerindeki değişimin sürmesi ve Türkiye'ye yönelik ilave tedarik talebinin her koşulda artması. Omicron salgını ile Çin ve Asya'daki kapatmalar Türkiye'ye yönelik tale­bi daha da hızlandıracak. Türkiye bu ilave talebi değerlendirerek 250 mil­yar dolar ihracata ulaşabilecek. Ancak bunun için hızla yeni kapasiteler yara­tabilmeli, yeşil ve dijital dönüşüm hızla tamamlamalı. İlave finansman ihtiyacı ile Türk lirasında öngörülebilirlik de sağlanmalı.

CANLI DESTEK