Türk Lirasındaki Değer Kaybı

Covid-19 salgını sürecinde dünya ekonomisinde önemli gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Bunlardan bir tanesi de küresel enflasyon beklentileri. Küresel enflasyon beklentileri ile faiz oranlarının da artacağı öngörüsü; gelişen ülke para birimlerini baskı altına almaya başladı. Bu baskıdan en çok da Türk lirası etkilenecek gibi görünmektedir. Muhtemelen haziran ayında Türk lirasının değer kaybı hızlanacaktır.

Covid-19 salgın sürecinde küresel ekonomiyi artık vaka sayıları değil, daha çok aşılamadaki gelişmeler etkilemektedir. ABD, AB ve İngiltere'de aşılama hızlanmıştır ve en geç haziran ayı sonunda ihtiyaç duyan nüfusa iki aşı yapılmış olacaktır. Aşılamadaki bu gelişmeler, küresel ekonomiyi de olumlu etkilemektedir. Gelişmiş ülkelerde giderek normalleşmeye yaklaşılması ile hem iyimser beklentiler güçlenmekte hem de fiilen iktisadi faaliyetlerde büyüme hızlanmaktadır.

Küresel sanayi PMI verileri, uzun yılların en yüksek seviyelerine çıkmış bulunmaktadır. Yılın ikinci yarısında beklenen talep artışına hazırlık olarak âdeta hummalı bir üretim ve ihracat seferberliği yaşanmaktadır. Üretim ve ihracat artışı kullanılan tüm girdi fiyatlarını da yukarı itmektedir. Yine talepteki canlanma ile nihaî ürün fiyatları da yükselmektedir. Böylece uzun yıllar sonra gelişmiş ülkelerde enflasyon yüzde 2,0'lerin üzerine doğru yol almaktadır.

Küresel enflasyondaki artış eğilimi birçok yönü ile dünya ekonomisini etkileyecektir. Öncelikle ham madde, ara malı ve girdi talebindeki artış bu ürünlerin fiyatlarında hızlı artışlara yol açmış bulunmaktadır. Muhtemelen cevher, mineral, metal ve gıda fiyatları ile kimyasal girdi ve endüstriyel ham madde fiyatları yılın ikinci yarısında yüksek kalmaya devam edecektir. Bu ürünlerde fiyat düşüşü öngörüsü, yılın ikinci yarısında beklenen talep artışı dikkate alındığında çok olası gözükmemektedir.

Küresel enflasyon talep artışı sonucu tüketici fiyatlarında da hissedilmeye başlanmıştır. Muhtemelen yılın ikinci yarısında gelişmiş ülkelerde tüketici enflasyonları orta vadeli hedef olan yüzde 2,0'nin de üstüne çıkacaktır. Enflasyondaki artışı hemen herkes tahmin etmekle birlikte görüş ayrılığı, enflasyonun kalıcı olup olmayacağı üzerine yoğunlaşmaktadır.

Enflasyonun kalıcı olup olmaması Merkez Bankaları'nın para politikalarını da belirleyecektir. ABD, AB, İngiltere ve Japonya Merkez Bankaları halen genişletici para politikalarını yüksek tahvil alımları ve düşük faizler ile sürdürmektedir. Merkez bankaları enflasyon artışına şimdilik geçici olarak beklemektedir ve bu nedenle para politikalarında keskin bir değişim düşünmemektedirler. Buna rağmen merkez bankalarından genişletici para politikalarından çıkış stratejilerini açıklama beklentileri de artmaktadır. Nitekim buna yönelik ilk işareti Avrupa Merkez Bankası vermiştir. FED ve Avrupa Merkez Bankası haziran veya temmuz aylarında çıkış stratejilerini değerlendirmeye başlayacaklardır. Ayrıca enflasyonun kalıcı olacağına dair işaretler güçlenirse FED ve diğer merkez bankaları muhtemelen çıkış stratejilerine ilişkin olarak veya genişletici para politikalarının kademeli olarak bırakılmasına yönelik adımları daha erken atabilecektir. Mayıs ve haziran aylarında açıklanacak enflasyon verilerine bağlı olarak merkez bankaları da haziran ve temmuz aylarında çıkış stratejilerini şekillendirecektir.

Küresel enflasyon ve buna bağlı olarak merkez bankalarının izleyecekleri politikalar uluslararası finansal sistemde de etkili olacaktır. Küresel enflasyon beklentileri ile şimdiden piyasa faiz oranlarında artışlar yaşanmaktadır. Yılın ikinci yarısında başta ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde olmak üzere daha yüksek faiz oranları görülecektir. Dolar ve Euro tahvil faizlerindeki artışlar küresel sermayenin gelişmiş ülkelere kaymasına neden olacaktır. Gelişen ülkeler ve Türkiye bu gelişmelerden olumsuz etkilenecektir. Nitekim IMF Başkanı da küresel faiz oranlarındaki artışın etkilerine karşı gelişen ülkelerin hazırlıklı olması uyarısını yapmıştır. Cari açığı yüksek olan, yüksek dış borçları bulunan ve dış finansman ihtiyacı yüksek ülkeler küresel faiz artışlarından daha olumsuz etkilenecektir.

Türkiye ve Türk lirası küresel enflasyon ve faiz artışları ile oluşacak olumsuz gelişmelere karşı en kırılgan ülke ve para birimi durumundadır. Türkiye zaten yüksek enflasyon ile olumsuz ayrışmış durumdadır. Göreceli yüksek faizlerinde indirim arayışı içindeyken, küresel enflasyon ve faiz artışları Türkiye'nin bu arayışını zorlaştıracaktır. Türk lirası en kırılgan para birimlerinden biri olarak önümüzdeki aylarda yeniden yüksek değer kayıpları ile karşılaşacaktır.

CANLI DESTEK