Ülke Ekonomisinin Büyümesinde Başrol İhracatçının Oldu

İyi bir başlangıç yaptığımız 2021 yılını, tüm belirsizliklere rağmen belirlenen hedeflerle kapatacağımıza inanıyorum.

Yılın en kısa ayı olmasına rağmen Şubat ayına çok sayıda etkinlik sığdırmanın yanı sıra ihracat açısından da başarılı bir performans gösterdik. Bu performansımızın gelecek aylarda da artarak devam edeceğine inancımız tam. Ülkemiz başta olmak üzere Dünya genelindeki aşı çalışmaları hızlı bir şekilde devam ederken, uluslararası kuruluşların Türkiye ekonomisine dair tahminlerini yukarı yönlü revize etmeleri bu inancımızı güçlendiriyor.

Zira Türkiye ekonomisi 2020 yılında, uluslararası tüm kuruluşların tahminlerinin üstünde bir performans sergileyerek yüzde 1,8 büyüdü. Böylelikle 2020 yılında büyüyen iki ülkeden biri oldu. Bu büyümede en büyük pay hiç şüphesiz sanayici ve ihracatçınındır. 2020 yılının tamamında GSYH bileşenleri açısından en hızlı artış, yüzde 6.5 ile yatırımlar tarafında yaşanması da bunu gösteriyor. Sanayicimiz, ihracatçımız salgın yılında da yatırıma ve üretmeye devam etti. Bunu ihracatımızdaki artışta da görüyoruz.

Bizim kayıtlarımız dışında Türkiye İstatistik Kurumu'nun da Ocak ayına dair açıkladığı veriler bunu doğruluyor. TÜİK, bizim yayımladığımız ihracat verilerine benzer bir açıklama yaparak, ihracatın Ocak'ta yüzde 2,3, ithalatın da yüzde 5,9 artış kaydettiğini bildirdi. TÜİK'e göre; Ocak'ta dış ticaret açığı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33 geriledi. Böylelikle ihracatın ithalatı karşılama oranı 2020 Ocak ayında yüzde 76,5 iken, 2021 Ocak ayında yüzde 83,2'ye yükseldi. Bunu sürdürülebilir kılmamız ve 'Dış Ticaret Fazlası Veren Türkiye' hedefine ulaşabilmemiz için fiyat ve finansal istikrarın oluşturulması gerekiyor. Çünkü bir ülkenin makro ekonomik dengeleri açısından vazgeçilmez iki kavram, fiyat istikrarı ve finansal istikrardır. 

Fiyat istikrarı ve finansal istikrar için de ana faktör daha fazla üretim ve daha fazla ihracattır. 

Üretim ve ihracatı artırmanın yanı sıra, ekonominin ithalata bağımlılığının azaltılması ve toplam tasarrufların artırılması gerekiyor. Bu üç temel alanda ortaya konacak mücadele ve başarının, aynı zamanda hem enflasyonla mücadele, hem de cari işlemler açığıyla mücadele ve başarı anlamına geldiğinin bilincindeyiz.

Mal ve hizmet ihracatında kırmaya devam edeceğimiz rekorlarla, sürdürülebilir cari denge ve finansal istikrar için de, mal ve hizmet ihracatına finansal desteklerin yine yönetilebilir düzeyde olması, ticaret diplomasisinin 100 bini aşan neferi açısından elzemdir. Gerçekleştirdiğimiz her birim yatırımın, her birim üretimin arz-talep dengesi adına, her birim ihracat döviz gelirinin ise cari denge adına fiyat istikrarına ve finansal istikrara büyük katkı sağladığının bilincindeyiz.

“Reforma paketini heyecanla bekliyoruz”

Bu açıdan iş dünyası olarak Cumhurbaşkanımızın mart ayı içinde açıklayacağı yeni reform paketini çok önemsiyoruz. İlgili paketin hazırlığı sürecinde Hazine ve Maliye Bakanımız ve Merkez Bankası Başkanımızın TİM başta olmak üzere iş dünyasının örgütleriyle yaptığı görüşmeleri çok değerli buluyorum. Bu görüşmelerde ifade edilen beklentilerin, reform paketinde karşılık bulacağına inanıyorum.

Zira Merkez Bankası Başkanımız Naci Ağbal'ın, Türkiye İhracatçılar Meclisi ziyareti sonrasında, bir talebimiz hızlıca sonuca bağlandı. Bir yönetmelik değişikliği ile; kredisi 15 milyon dolar ve üstündeki firmaların döviz işlemlerine ilişkin bağımsız denetim yaptırma zorunluluğu kaldırıldı. Yeni düzenleme ile, firmalar için döviz pozisyonu bildirimlerini TCMB sistemine elektronik ortamda Vergi Usul Kanunu'na (VUK) uygun olarak kendi oluşturdukları tablolar ile yapma kolaylığı getirildi. Atılan bu adım, açıklanacak reforma paketine dair umudumuzu biraz daha artırdı.

İhracatçılar olarak bizim reform paketinden beklentimiz, maddi bir teşvik değildir. Bizim isteğimiz, yerli üretimi teşvik edecek, ihracatçımızın rekabetçiliğini artıracak alt yapımızın daha da güçlendirilmesi yönündedir.

Aşı ticareti de iyileştiriyor

Çünkü en büyük ihracat pazarlarımız başta olmak üzere dünya genelinde ikinci dalga ile birlikte başlayan kısıtlamalar, mart ayı itibarıyla kademeleri olarak kaldırılmaya başlıyor. Hatırlanacağı gibi geçen yıl mart ayı herkesin eve kapandığı ve sınırların kapatıldığı bir ay olmuştu. Bu yıl ise tersi bir durum söz konusu. En fazla ihracat yaptığımız Almanya'nın yanı sıra İngiltere ve Hollanda gibi Avrupa ülkeleri de kademeli olarak kısıtlamaları kaldıracaklarını açıkladı. Bir diğer güzel haber ise 2020 yılında ihracatımızı yüzde 12,2 artırdığımız ABD'den geldi. ABD'de koronavirüs nedeniyle hastaneye kaldırılanların sayısının ocak ortasından şubat sonuna kadar yüzde 56 düştüğü açıklandı. Bu durum aşıların salgına karşı etkili olduğunu gösteriyor. Bir diğer güzel haber ise nüfusunun yüzde 50'sinden fazlasının aşılandığı İsrail'den geldi. İsrail Sağlık Bakanlığı, aşının ikinci dozunu da alan kişileri ağır bir Covid-19 hastalığına karşı yüzde 99 oranında koruduğunu bildirdi.

Dalgalı ve sisle kaplı bir denizde gemimizi rotamızdaki limana götürebilmemiz için bu açıklamaları çok önemli buluyorum. Yılın ikinci çeyreği ve ikinci yarısına yönelik yapılacak planlamalar için yardımcı olabilir. Belirttiğim gibi bu açıklanan verileri, belirsizliklerin hüküm sürdüğü bir dünyada umut ışığı olarak görüyorum.

Diğer yandan Avrupa Birliği'nin tartıştığı aşı pasaportu konusunun da yakın takip etmemiz gereken bir gündem olduğuna inanıyorum.

Zor bir yeni yıla, iyi bir başlangıç yaptık. Bunun sürdürülebilir olması için her bilgi çok değerli. Bu açıdan online buluşmalarımıza bu yıl da tüm hızıyla devam edeceğiz.

Hedefimiz net; 'Dış Ticaret Fazlası veren Türkiye'. Bunun için sektörler olarak güçlü bir altyapıya sahibiz. Belirsizlikleri ortadan kaldırıp, rekabetçi koşullarının oluşması halinde hedeflerimizin çok daha ötesine gidebiliriz.

 Salgının dünyayı etkisi altına aldığı 2020 yılında, Türkiye'nin dünyada büyümeyi başarabilen iki ekonomiden biri olmasında en büyük pay sanayici ve ihracatçımızındır.
 

 

   

CANLI DESTEK