EMRE ALKİN

Üst akıl var mı?

Bir üst akıl var mutlaka. Bu da birbirinden değişik “üst akılcıklar”dan oluşuyor. Üst akıl ülkeler üstü olduğu için, onu oluşturan akılcıklar da öyle. Üst akıl sadece para, varlık, silah ve siyasetle beslenmiyor; sanat, spor, kültür ve bilimle de besleniyor.

FITCH ayıp mı etti? Etmediyse kim ayıp etti?

Hiç bir art niyet aramadan, bir kredi derecelendirmesi yapmak için görevlendirildiğiniz bir ülkede yukarıda bahsettiğim sorunlar ile karşılaşsanız, siz ne yapardınız? Eğer insaflıysanız, "bu kadar badire atlattılar ama sağlamlar" der, notu kırmazsınız. Yükseltmek zaten mümkün değil.

Aklımda deli sorular

Özetle, Moody's ve S&P'nin etkisini azaltmak için büyüme modelini tamamen yüksek teknoloji, Ar-Ge, tasarım ve inovasyon üzerinde kurgulamalıyız. Çok net olarak şunu ifade etmek istiyorum. Büyüme hikayesini değiştirmek ve oynanan oyunu bozmak lazım.

OVP'den ABD'deki Başkanlık Seçimlerin

Yılsonuna doğru yaklaşırken, konjonktürün yarattığı heyecan sebebiyle gözden kaçan bazı konulara değineceğim. Bunlardan ilki OVP'de bulunan işsizlik tahminleri. Orta Vadeli Planda 2019 yılının sonuna kadar işsizlik platosunun yüzde 9,5'dan aşağıya düşemeyeceği net bir şekilde ortaya konulmuş.

Kredi ile yaşamayı öğrenmek

Tasarruf etmenin neredeyse imkânsız olduğu Türkiye'de insanlar artık iki şeyi öğrenmeli: Birincisi kredi alabilecek şartları sağlamayı, ikincisi de aldığı kredileri yöneterek ayakta kalmayı. Bunu neden söylüyorum? Çok basit: Eğer bir işi kredi alıp yürütemeyeceğinizi düşünüyorsanız, kendi paranızı da koymayın. Çünkü paranın alternatif maliyeti var.

Dünyanın geleceği aydınlık mı karanlık mı?

Şöyle bir geriye dönüp bakınca, aklıma yıllar önce okuduğum Arthur C. Clarke'ın RAMA isimli bilim kurgu eseri geliyor. RAMA, Dünya'da 21. yüzyılın sonundan itibaren birkaç yüzyıl kadar devam edecek ciddi bir karmaşadan bahsediyor. Şöyle ki, din savaşları, sahte peygamberler ve termo nükleer savaşa kadar sürüklenecek bir gerginlik dizisinin yanında, katledilen masum insanlarla dolu bir geleceği resmetmiş Arthur C. Clarke

Varlık Fonu tartışmaları

Siyaset cephesinden gelen şu açıklama ilgili çekti açıkçası. "Varlık Fonu, Türkiye ekonomisinin dış saldırılara karşı korunmasını temin etmek ve bundan sonra yapılacak büyük projelerin desteklenmesini sağlamak için ekonomiyi güçlendirecek önemli araçlardan birisidir." Demek bir dış saldırı ihtimalinden şüpheleniliyor hala. Diğer taraftan hala mega proje hevesinin de devam ettiği anlaşılıyor.

“Türk tarzında Avrupalı” duruşumuzu bozmayalım

Referandumdan önce bir alışveriş merkezinde yanıma beni sosyal medyadan takip ettiğini söyleyen bir vatandaş geldi. "Referandum'a kadar paramı ne yapayım?" diye sordu. Önce şaka yapıyor sandım. Çünkü işlem yapacağı sadece bir gün kalmıştı. Baktım şaka yapmıyor, "kahve içerken anlatayım" dedim. Emekli olmuş. Ev almayı düşünüyor. Az çok bir birikimi var. "Referandumdan evet çıkarsa konut fiyatları uçuşa geçer mi?" diye sordu bu sebeple.

Fiyat istikrarı hedefi TCMB'ye iki numara büyük geliyor…

İki hafta önce Merkez Bankası ile ilgili bir tartışmanın içinde de buldum kendimi. Kanununa "fiyat istikrarı" vazifesi ekleyerek yıllar önce kendini zora sokan Merkez Bankası, enflasyonun yükselmesiyle beraber artan eleştirilere içerlemiş. Bana öyle dediler. Söyleyenlerin yalancısıyım.

Büyüme / kalkınma farkı

2017 1. Çeyrek Büyüme Rakamları, ekonomi kurmaylarının ses tonlarına cesaret verdi diyebiliriz.

“Olaylarla Türkiye Ekonomisi”

Aslında kitap bir "business" kitabı olmaktansa, içinde binden fazla kaynak esere atıf yapılan bir "Türk İktisat Tarihi" çalışması. Bu sebeple "Yılın Ekonomi Kitabı" kategorisine de aday gösterilebilirdi. Ancak biz farklı bir yaklaşımla, Türkiye'ye damga vuran 50'den fazla ekonomik gelişmeyi kişileri, kurumları ve tarihi etkileme açısından değerlendirdik.

"Büyüme gerçek mi ?" tartışması

Büyüme rakamlarında rekor kırılması, uluslararası siyasetteki gerginliği az da olsa unutturdu bizlere. Açıklanan yüzde 11.1'lik oran özellikle Ankara'da ciddi bir heyecan dalgası yarattı. Diğer taraftan "büyüme rakamları doğruyu yansıtmıyor" şeklinde eleştiriler de vardı.

Yüksek faizin sebebini doğru yerde arayalım

Enflasyon gibi, bazı ülkelerde faizlerin yükseltilmesi iyi haber bazı ülkelerde ise kötü haber olarak değerlendiriliyor.

Beklenti ile gerçekleşme farkı

FED Başkanı Powell'in eski başkan Yellen'den daha şahin bir duruşa sahip olması ve bu yıl ABD'de politika faizlerini yüzde 2,5 seviyesinin üzerine çıkaracağının beklentisi bu gerginliğin temeli olsa da, insanın aklına şu soru geliyor: “Tamam da zaten belli değil miydi böyle olacağı?”

Ben olsam nasıl anlatırdım derdimi?

Yakın zamandan örnek vereyim: 2016 yılında yaşadığımız 15 Temmuz saldırısından aylar sonra 2.90'lardan başlayan serüven 2017 şubat ayında 3.80'lerde tamamlandı. Sonra 3.40'lara kadar gerildi. Tabandan tavana kadar yüzde 30'dan fazla değer kaybı yaşayan ulusal paraya rağmen ihracattan büyümeye kadar çok önemli başarılara imza atıldı.

Popülizm de bir nevi elitizmdir

Şunu net olarak söylemek istiyorum, “biz kalkınamayız” diyen elitistler kadar, “biz ancak bunu yapabiliriz” diyen popülistler de bu işte kabahatlidir.

Faiz bazen ilaç, bazen zehirdir....

Merkez Bankası faizleri bir kez daha yükseltmiş olsaydı, Bankalardan başlayıp Esnafa yayılacak bir zorluk piyasalara egemen olacaktı. Özetle, borsada al-sat yapan veya TL faizde olanlar sevinsin diye Türkiye Ekonomisi'ni risk altına sokmanın faydası yok. Kredilerin vadesinin uzaması ve piyasaların düzgün çalışması için faiz kararlarının bir önceki yüzyılın paradigmalarına bakarak verilmemesi gerekiyor.

“Quo vadis? (Nereye gidiyoruz)…”

Türkiye'nin yarınki ihtiyaçları ve söz konusu ihtiyaçların tedariki çerçevesinde kurgularsak başarılı oluruz. Diplomasi ve iç siyasetin de bu çerçeveye uygun bir tasarımla üretilmesi elzem gözüküyor.
PAYLAŞ