Üst akıl var mı?

Bir üst akıl var mutlaka. Bu da birbirinden değişik “üst akılcıklar”dan oluşuyor. Üst akıl ülkeler üstü olduğu için, onu oluşturan akılcıklar da öyle. Üst akıl sadece para, varlık, silah ve siyasetle beslenmiyor; sanat, spor, kültür ve bilimle de besleniyor. Bu açıdan bakıldığında kötülük için değil “düzen ve denge” için var diyebiliriz. Elbette üst aklı oluşturanların menfaati için öncelikle…

Eğer bir ülke kendi dengelerini oturtamıyorsa, üst akıl devreye giriyor ve söz konusu ülkenin istikrarsızlığının bulaşıcı hastalık gibi yayılmasını önlemek için çeşitli uzantıları devreye sokuyor. Mekanizma bazen bilim, sanat veya kültür dünyasından verilen mesajlarla çalışmaya başlıyor, sonra da diplomasi ve finans devreye giriyor. Eğer buna itirazı olan var ise önünde iki seçenek var.

Birincisi üst akla dâhil olmak. Bunun için büyüme, para, ordu veya diplomasi yeterli değil, dünyanın entelektüel sermayesine katkıda bulunmak gerekiyor ki ağızdan çıkan söz değerli bulunsun.

Diğer seçenek ise üst aklın önerdiğinden veya itelediğinden daha faydalı bir “denge” önermek… Bunun için de büyüme, para, ordu ve diplomasi yeterli değil, dünyanın entelektüel sermayesine diğerlerinden daha fazla katkıda bulunmak ve “çözümleri” öneren akıl olmak gerekiyor.

Atatürk bunun farkında olarak davrandı ve bunun sayesinde Türkiye, Birleşmiş Milletler'e davet edildi. Daha Cumhuriyeti kurmadan İktisat Kongresi yaptı ve ülkenin yabancı sermayeye yaklaşımını ortaya koydu. Diplomasiyi önemsedi, eğitimi merkeze koydu. İşte bu sebeple Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri sağlam oldu. Ancak sonraki dönemlerde Türkiye bir kaç kere istikrarsızlık üretir hale geldiği için üst aklın müdahalesine maruz kaldı. Sadece siyasi liderler değil, kanaat önderleri de dengeyi sağlayacak basireti gösteremedi. Belki de “Üst akıl da kimmiş? Ben daha akıllıyım” demişsizdir, kim bilir?

Türkiye'nin kendi başına doktrinler üretmesine karşı üst aklın müdahale etmesine kızmak yerine, üst akıl ile uzlaşmak veya onu yenmek gerekiyor. Ancak yenmek için yüksek sesle konuşmak veya düşmanca çağrılar yapmak işe yaramayacak; büyüme yerine kalkınmayı, paranın yerine bilgiyi tercih etmeden üst akıla dahil olmak ya da mücadele etmek mümkün değil. Vatandaşlarını hak ve özgürlüklerle güçlendirmemiş toplumların, bilginin en üst seviyesine ulaşmış bir akılla mücadelesinin sonu hüsrandır.

Bu sayfa 31 Mayıs 2016 Salı tarihinde yayınlanmıştır.
PAYLAŞ