Fiyat istikrarı hedefi TCMB'ye iki numara büyük geliyor…

İki hafta önce Merkez Bankası ile ilgili bir tartışmanın içinde de buldum kendimi. Kanununa "fiyat istikrarı" vazifesi ekleyerek yıllar önce kendini zora sokan Merkez Bankası, enflasyonun yükselmesiyle beraber artan eleştirilere içerlemiş. Bana öyle dediler. Söyleyenlerin yalancısıyım.

"Enflasyonun yükselmesinin sebebi biz değiliz" diye sitem eden TCMB yönetimine birileri hemen şu cevabı verebilir: "Tamam da, kanun öyle demiyor". Fıkra gibi olacak belki ama, burada herkes haklı.

Gerçekten de Merkez Bankası birçok gelişmenin hatta basiretsizliğin bir araya gelerek yükselttiği enflasyonun sebebi değil. Ancak, öyle bir kanunu var ki, enflasyonla mücadeleden tek başına sorumlu tutulmuş. Dolayısıyla sürekli başarısız oluyor ve her yılın başında bir önceki yıl neden fiyat istikrarını sağlayamadığını anlatan bir mektubu hükümete gönderiyor.

Merkez Bankaları'nın asli işi finansal istikrardır. Aslına bakılırsa bunu bile tek başına başarması mümkün değildir. Ülkede finansal kurumlarla ilgili düzenleyici otorite ve bu kurumların işleyişini etkileyecek kanunları ve mevzuatı çıkaracak başka kurumlar da var. Özetle, Merkez Bankası'nın herhangi bir görevin sorumluluğunu tek başına üstlenmesi, gerçeklerle örtüşen bir durum değil.

Rahmetli babam "yağmasan da gürleyeceksin" derdi bu durumlar için. Yani gücün olmasa da varmış gibi davran anlamında. Günümüzde Merkez Bankaları'nın ulusal para politikası uygulamak veya fiyat istikrarını sağlamak gibi şansları yok. Çünkü böyle bir güçleri de yok. Fed ve ECB bile zorlanıyor. TCMB de icat ettiği faiz türleriyle top çevirmekten öte bir şey yapmıyor aslında.

Buradan hareketle Merkez Bankası yönetiminin alınganlık yapmak yerine, önce kanununda bulunan anlamsız görev tariflerinden kurtulması gerekir. Birinci vazifesinin finansal istikrar olduğunu hatırlamalı, ardından büyüme gerçekleşirken fiyat istikrarından vaz geçilmemesi için üzerine düşen vazifeleri hatırlatan bir tarif yapmalı.

"Kanunu değiştirirsek Dünya bize ne der?" şeklinde ayağa kalkacaklarını görür gibiyim. Atılan bazı yanlış  adımlarda ayağa kalkanlara aldırmayan Türkiye'nin, doğru adımlar atarken de aldırmaması gerekir diye düşünüyorum.

Bu sayfa 1 Haziran 2017 Perşembe tarihinde yayınlanmıştır.
PAYLAŞ