Döviz Daha da Düşer mi?

Şantiye sınıfı ile döviz borçluların birbiriyle çelişen hayatlarının tek ortak noktası bu soru. Tabii, bir tane daha var: “Döviz daha da çıkar mı?”. Yakında onun da sırası gelecek mutlaka.

Geçenlerde bu durumla alakalı latife yapınca birileri sosyal medyadan bana sitem etmiş: “Kardeşim uzman sensin, sana sormayacağız da kimse soracağız ?”. Haklı olmasına haklı ama, benim tuhafıma giden durum şu: Döviz çıkarken de inerken de hep aynı kişiler soru soruyor. Özellikle sosyal medyadan gelen bazı mesajlar var ki, neresinden tutacağımı bilemiyorum.

Örnek vereyim:

“Emre Hocam, bana emanet edilen Dolarları 5.00 TL seviyesini görünce kar ederim diye sattım ama hala yüksek seyrediyor. Düşme ihtimali acaba var mı?..”

Şimdi bu sorunun neresinden tutulur bilemiyorum. Kendisine emanet edilen dövizlerle sat-al yaparak para kazanmanın ahlakla bağdaşmadığını kavrayamamış birine ne denebilir ki ?

Bir başka soruya daha geçelim:

“Kurlar uzun zaman sabit seyredince Şubat ayında faizi düşük olduğu için Euro borçlandım ama çok hızlı yükseldi, döviz gelirim de yok, şimdi ne yapacağım?..”

“Kesinlikle hafıza sorunu var...”

Bu soru da içinde başlı başına paradokslar barındırıyor. İşin felsefesine bakınca bu kişinin döviz geliri olmadan döviz borçlanması başlı başına bir basiretsizlik. Hadi onu bir kenara bırakalım. Bu yılın Şubat ayına bakınca Euro/TL'nin öyle uzun süre sabit seyretmediği de görülüyor. Yani mesajı atan kişi Euro/TL'nin Şubat 2016-Şubat 2018 arasında 3.20'den 4.70'e çıkışını göz ardı etmiş. Net olarak yüzde 46 yükseliş demek bu. Anlaşılan Euro/TL bir kaç ay sakin seyredince cesaretlenip “herhalde bundan fazla yükselmez” demiş. Tarihte nice firma böyle “herhalde” diyerek batmıştır.

Tekrar etmekte fayda var: Şirketlerin döviz borcu, ithalatın kompozisyonu, ihracatın düşük kg değeri, yüksek enflasyon, eğitim seviyesi, sürekli değişen kanunlar, sürekli seçim atmosferi, diplomatik gerginlikler gibi ulusal paranın değer kaybetme nedenleri ortada duruyorken, “döviz düşer mi, çıkar mı?” sorusu, içi boş bir sohbetten başka bir şey yaratmaz. Kimse kusura bakmasın. İyisi mi merak edenler “nereye kadar düşer, nereye kadar çıkar” diye piyasa profesyonellerine sorsun. Gerçi onlar doğru bilgiyi kendilerine saklarlar ama sormaktan zarar gelmez.

Azıcık fikir vereyim: Piyasalarda akla mantığa uymayan hareketler oluyorsa cesaretiniz varsa tersini yapın, cesaretiniz yoksa hiç bulaşmayın. Genel trendin ne olduğunu Dolar/TL 2.00 iken de söylüyordum. Türkiye'de gerçekten bir hafıza sorunu var. Eğer hiçbir şeyi düşünmeden yola devam etmek istiyorsak, Türkiye'yi “ihracat ülkesi” haline getirmeliyiz. Hatta döviz kazandırıcı faaliyetlerin tanımını genişletelim, ülkeye bol bol döviz kazandırmalıyız. Bunu yaptığımız taktirde, yatırım ortamını gerçek anlamda iyileştirmiş oluruz. O zaman da kur seviyesi ve faiz gibi ayrıntıları öncelikli dertlerimiz arasına koymaktan kurtulmuş oluruz.

 

PAYLAŞ