20 yıl bekledik üç ay beklesek ne olur?

Dışarısı yaz, içim kış. Hüzünlüyüm elbette. Etrafımdakiler de öyle. Sessiz ve hüzünlü... Ancak "Her karanlığın sonu aydınlıktır" diye bilirim ya, umudum var . Bundan sonra ekip kurarken, ortak ararken, kariyer yaparken veya referans sorarken evrensel kriterlere dayanılarak yapılacağını umut ediyorum. Biz çok çektik. Gençler çekmesin. 1990'lardan beri her türlü burs, yurtdışı eğitim, kadro ve kariyer taleplerimiz sürekli olarak "çoktan doldu" cevabıyla karşılaştı. Açıkçası, buralara dişimizle tırnağımızla mücadele ederek geldik. Daha iyi olabilirdik. Müsaade edilmedi. İşin acı tarafı rekabetimiz hiçbir zaman en az bizim kadar kaliteli olanlarla olmadı.

Parlak çocuklarla değil "parlatılmış" çocuklarla mücadele ettik. Buna rağmen isyan etmedik. Ancak vatansever, bilgili ve saygılı insanlar gözlerinin önünde dururken, hem başka tercihler yapanlara, verilen ödünlere ve "bizden, ondan" yaklaşımlarına karşı içimizden hep şunu dedik. "Allah büyüktür".

Yaradan bizlere bugünleri gösterdi. Rahmetli babamın şu an mücadele edilen tehlikeyle ilgili söyledikleri hep aklımda. Tehlikeyi yayanlara sürekli "yanlış işler bunlar, yapmayın" derdi. Dediğim gibi.  Biz gerektiğinden çok fazla uğraşarak kazandık. Yorulmadık ama yıprandık. O yılları kaybettik. Gençler artık kaybetmesin. "Parlatılmışların" ve "parlatanların" kurbanı olmasınlar. Umudum var. Yeter ki ders alalım.

OHAL üç ay sürecek diye ortalığı ayağa kaldıranlar var.  Bu arkadaşların çoğu bizim yaşadıklarımızı yaşamamışlar. Siyasi görüşü veya hayat duruşu ne olursa olsun, herkes 20 yıldır "negatif seleksiyon" altında inim inim inledi. Biz 20 yıl bekledik, üç ay daha beklesek ne olur? Hadi 6 ay olsun. Ama 20 yıl beklemek? Korkunç bir bekleyişti bu.

Kamu Kurulumlarında, Bakanlıklarda, Düzenleyici Kuruluşlarda, Televizyonlarda, Özel Sektörde ve açıkçası her yerde parlak insanların önü tıkandı. İdarenin, mahkemelerin aldığı kararlar milleti isyan ettirdi. Terör bir türlü engellenemedi.

Şimdi geriye dönüp bakalım 20 yılda yaşadıklarımıza. İyi bakalım. Acaba üç ay daha beklemeye değer mi değmez mi? Siz karar verin.

PAYLAŞ