Neden Şili?

Meclisimizin faaliyetlerini yakından takip edenlerin bildiği üzere, geçtiğimiz Mart ayı içerisinde, Ekonomi Bakanlığımızın koordinasyonu ve Meclisimiz organizasyonunda Brezilya ve Şili'ye bir ticaret heyeti düzenledik. Muhtelif sektörlerde faaliyet gösteren 21 firmadan 27 temsilcimizin katıldığı heyetimiz, gerçekleştirilen üst düzey temaslar ve iş görüşmelerinin ardından oldukça başarılı şekilde sona erdi. Heyetimizin Şili ayağının düzenlendiği başkent Santiago'daki Türkiye-Şili İş Forumu ve ikili iş görüşmelerine Şilili insanları yoğun ilgi gösterdi. İş insanlarımız, Şilili muadilleriyle 250'ye yakın iş görüşmesi gerçekleştirdi.

Meclisimiz, bilhassa son yıllarda, ihracatçılarımıza hedef pazarlar için yol göstermek, her ülke ile yeni ticari iş bağlantıları geliştirmek ve partner kurumlar ile ilişkileri artırmak adına Latin Amerika'yı adeta yakın markaja aldı. Son bir yıl içerisinde, bölgedeki 6 ülkeye ticaret heyeti düzenleyerek TİM'i ve faaliyetlerini yakından tanıttık. Kosta Rika'ya 67 yıl sonra bir ilk olarak Türk iş insanlarını götürdük. Brezilya ve Şili'de partner kuruluşlar ile Mutabakat Anlaşmaları (MOU) imzaladık. 82 firmamız, bu heyetler kapsamında Latin Amerika'ya çıkarma yaparak, yaklaşık binin üzerinde iş görüşmesine imza attı. Bölgedeki bir sonraki durağımız Arjantin. Peru-Ekvador Ticaret Heyeti'nin organizasyon aşamasında ise sona yaklaşıyoruz.

Ülkemizin dış ticarette Latin Amerika'ya olan ilgisi, öncelikle bölge ülkeleri ile olan siyasi ve ekonomik ilişkilerimizin oldukça olumlu havada seyretmesinden kaynaklanıyor. 2006'dan bu yana uygulamaya koyulan Latin ve Karayip Ülkeleri için Eylem Planı kapsamında, üst düzey devlet yetkililerimiz, bölgedeki ülkeler ile üst düzey ziyaretler, toplantılar ve zirveler gerçekleştiriyor. Son yıllarda, yeni köprüler kurmak için bu ülkelerle ikili anlaşmalar yapılıyor. Bu sürecin bir parçası olarak Meclisimiz de, bu politikayı Latin Amerika ile ticari bir ortaklığa dönüştürmek, bölge ülkeleri ile her alanda ilişkilerimizi geliştirmek için var gücüyle çalışıyor. Türkiye Cumhuriyeti'ni tanıyan ilk Latin Amerika ülkesi olan Şili, çok uzak bir coğrafyada yer almasına rağmen, ülkemiz ile derin dostluk ve kardeşlik bağlarına sahip. Ülkemiz Latin Amerika'daki ilk Serbest Ticaret Anlaşması'nı 2011 yılında Şili ile yürürlüğe soktu. 2008 yılındaki global krizden olumsuz etkilenen ticari ilişkilerimiz, bu anlaşmanın ardından büyük bir ivme kazandı. Cumhurbaşkanımızın 2016 Şubat ayında Şili'ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret sonrasında da, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkiler daha da pekiştirildi.

 

Neden Şili?

Latin Amerika'nın önde gelen ekonomilerinden olan Şili, son yıllardaki ekonomik büyüme ve kalkınma başarısı ile tüm dünyaya örnek teşkil ediyor. Bugün 260 milyar doları aşan milli geliri ve coğrafi konumuyla bölgesinde ticaret köprüsü görevi gören ülke, Latin Amerika'da kredi notunu 25 yıl boyunca A'da tutmayı başarabilen tek ülke konumunda. Şili'nin, ithal ikameci ve sıkı korumacı ekonomik modelleri son 20 yıllık dönemde terk etmiş olan diğer Latin ülkelere (Brezilya, Arjantin örnekleri) kıyasla avantajı ise, serbest piyasa ekonomisi modelini çok uzun yıllar önce benimsemiş, siyasi ve ekonomik istikrara sahip olan, tüm dünya ülkeleriyle serbest ve rekabete dayalı ticaret anlayışıyla hareket eden bir ülke olması. Dolayısıyla bölgesinin istikrar sembolü ve tam anlamıyla bir dış ticaret ülkesi olan Şili'nin ekonomik başarısı, ülkemiz nezdinde de takdirle karşılanıyor. Bunun yanında, aralarında Türkiye'nin de olduğu çok sayıda ülke ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmaları ile ticaretini daha da liberalleştiren ülkeye, doğrudan yabancı sermaye girişi de hızla artıyor. Güney Amerika'da en fazla Serbest Ticaret Anlaşması imzalamış ülke olan Şili, üretim ve ihracat bağlamında da oldukça başarılı bir performans ortaya koyuyor. Dünyanın en büyük bakır üreticisi ve ihracatçısı olan Şili, tarım ve diğer maden ürünlerinin ihracatında da en üst sıralarda yer alıyor. Tüm bu özelliklerinin yanında, güçlü bir finansal altyapısı olan ülke için, dünyanın en büyük cazibe merkezlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz.

 

Türkiye-Şili ikili ticareti

Yazımızın devamında, 14.000 km yol katederek Şili'ye ulaşmamızın nedenlerini biraz da rakamlarla açıklamaya çalışalım: Genel itibarıyla dengeli bir yapıda olan dış ticaret hacmimiz, 2017 yılında 520 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Ancak, Türkiye ve Şili'nin ticaret altyapıları dikkate alındığında, Bu rakamların potansiyelinin oldukça altında kaldığını ifade etmek gerekiyor. Öncelikli hedefimizin, 2012 yılında yakaladığımız 650 milyon dolar seviyesinin de çok daha üzerine çıkmak olduğunu söyleyebiliriz. 2017 yılında 70 milyar dolara yakın ihracat yapan Şili'nin, toplam ihracatının yarısını bakır ve diğer metal cevherleri oluşturuyor. Bu sektörlerin ardından, Şili'nin ihracatında su ürünleri, meyve ve kuruyemişler ile kağıt ürünleri önemli yer tutuyor.

Şili'nin ithalatı ise 2017 yılında yaklaşık 60 milyar dolar olarak gerçekleşti. Mineral yakıtlar, makine ve aksamları ile otomotiv Sanayi, Şili'nin ithalatında başı çeken sektörler olarak göze çarpıyor. Ülkemiz, 2017'de yılında Şili'ye 255 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ülkemizin Şili'ye ihracatının yaklaşık  yüzde 60'ını demir-çelik, otomotiv ve makine sektörleri oluştururken, Şili'den ithalatımızda ise; bakır ve bakır mamulleri, kimyasal ürünler ile meyve ve kuruyemişler ilk 3 sırada yer alıyor.  Burada altını çizmek isterim ki; Şili'den ithalatımızın da  yüzde 57'sini tek başına bakır sektörü oluşturuyor. (169 milyon dolar) Bir başka deyişle, iki ülke arasındaki ticaret, belirli sektörler üzerine yoğunlaşmış durumda.

Bu rakamlara baktığımızda, dünyanın iki ayrı coğrafyasında yer alan Türkiye ve Şili'nin farklı ürün gruplarında uzmanlaşmış olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla, ürün çeşitliliğimizi artırarak, karşılıklı ilişkilerimizi güçlendirerek ve tecrübelerimizi birbirimize aktararak, Türkiye ve Şili arasındaki ticareti arzu edilen seviyelere çıkarmak içten bile değil.

 

STA ve MERCOSUR:   Fırsatlar - Tehditler

2011 yılında yürürlüğe giren Türkiye-Şili Serbest Ticaret Anlaşması, en temel özellikleri itibarıyla şu şekilde analiz edilebilir. Türkiye, Şili menşeli sanayi ürünleri için uygulanan gümrük vergilerini STA'nın yürürlüğe girmesi ile birlikte kaldırırken, Şili tarafı da Türkiye'nin Şili'ye ihracatında değer olarak önemli bir yer tutan sanayi ürünlerinde gümrük vergilerini STA'nın yürürlüğe girdiği tarih itibarı ile kaldırmayı kabul etti.

Söz konusu ürünler dışında kalan ve Şili'ye ihracatın yüzde 5'lik bölümüne karşılık gelen ürünler için ise Şili tarafı, gümrük vergilerini ilk etapta 4 yıllık bir indirim takvimi kapsamında kademeli olarak, 2015 yılından itibaren ise tamamen kaldırdı.

Tarım ürünlerinde ise Türkiye, belirli sayıda üründe tarife kotaları kapsamında veya dönemsel temelde tarife indirimi gerçekleştirmeyi taahhüt ederken, Şili tarafı daha geniş bir açılım sağlayarak, sınırlı sayıda ürün hariç Türkiye menşeli tarım ürünleri ithalatında uyguladığı gümrük vergilerini herhangi bir kota sınırı olmaksızın kaldırdı.

Tüm bu bilgilerin ışığında, Türk ve Şilili firmaların arasındaki ticari ilişkilerin düzenli ve sorunsuz yürütüldüğünü, iki ülke arasındaki ticari ilişkileri doğrudan etkileyecek derecede yapısal/sistemsel bir sorun olmadığını ve ihracatımızın kısıtlayacak bariz teknik engeller olmadığını da belirtmeliyiz. Bununla birlikte, iki ülkenin ürün yelpazesinin özellikle tarım ürünlerinde benzerlik göstermesi nedeniyle bu ülkeye yönelik ihraç ürünlerimizin çeşitliliğinin kısıtlı olması, coğrafi uzaklık nedeniyle işadamlarının karşılıklı ziyaretlerinin yeterince sık olmaması, Türkiye'nin pazarda yeterince tanınmaması, navlun fiyatlarının yüksekliği ve bölge ülkeleri ile rekabette ve lojistikte karşılaşılan dezavantajlar, bölgedeki diğer ülkelerde olduğu gibi, Şili pazarında da karşılaşılan başlıca sorunlar olarak göze çarpıyor.

Bu bağlamda, Şili'ye yapılacak ihracatta, ülkenin iş etiketine, kültürüne ve profesyonel iş ahlakına uygun davranıldığı sürece karşılıklı ilişkilerin de aynı profesyonellikle yürütülebileceğini ve ülkeye yapılacak büyük miktarda ihracat ya da doğrudan yatırımda tedbirli olmak adına profesyonel yardım alınması gerektiğini belirtmek isterim.

Son olarak; iki ülkenin de jeo-stratetik konumları ve bölgesel ilişkileri nedeniyle kendi pazarları yanında diğer pazarlara da giriş fırsatı sunduğunu, üçüncü ülkelerde ortak projeler yürütülmesi adına çok büyük potansiyel barındırdığını bir kez daha hatırlatmakta yarar var.  Latin Amerika'nın yükselen yıldızı ve küresel ticaretteki cazibe merkezlerinden biri olan Şili, tüm gümrük duvarlarını yıkarak Türk ihracatçısını ve yatırımcısını ülkesine davet ediyor. Bizler de, konu ihracat olduğunda mesafelerin engel tanımayacağını bilen iş insanlarımıza, Şili pazarına açılmaları yönünde çağrıda bulunuyoruz.

PAYLAŞ