DOMATESİN ÖYKÜSÜ

 

Yol Üstünde Kırmızı Bohça…

Literatürde, “patlıcangiller ailesinden, anavatanı Güney ve Orta Amerika olan, meyvesi yenen otsu bitki türü” olarak tanımlanması nedeniyle meyve ya da sebze olduğu tartışmalı olan domates, patates ve soğan fiyatlarında yaşanan artışın ardından ülke gündemindeki yerini kaybetmiş görünüyor.

Nitekim meyvesi yenen bir sebze olarak dünyada en çok tüketilen gıda ürünlerinden biri olan domatesin meyve mi yoksa sebze mi olduğu sorunsalı, uluslararası ticaret açısından çok büyük bir anlam ifade etmiyor.

Hal böyle olunca, Türkiye'nin tarım sektöründeki önemli ihracat kalemlerinden biri olan bu her derde deva besin deposu, çok değil birkaç sene önce iki ülke arasında yaşanan siyasi bunalımın devamında oynadığı başrol itibarıyla, iç ve dış kamuoyunda “domates krizi” olarak geniş yankı bulmuştu.

Gelişmelere istinaden 2016 yılında Rusya'dan gelen talebin sıfırlanması, rekoltenin düşmesi ve mevsimsel etkenler (sera ürünlerinin tükenmesi, tarla hasatının başlamaması gibi) neticesinde domatesin arz-talep dengesinin bozulması, iç piyasa fiyatını artırması bağlamında üretici ve tüketici nezdinde de olumsuz etkiler yarattı.

Bu girizgâhın ardından, domatesin 2008 yılından itibaren Türkiye'nin ihracatındaki gelişimi ve uluslararası rekabet gücü, muhtelif faktörler ele alınarak aşağıda değerlendirilmeye çalışılacaktır.

Domatesin Öyküsü

Üretim, tüketim, ticaret ve ekonomideki değer bakımından tarım ürünleri içerisinde ilk sıralarda yer alan ve çiftçimizin de önemli gelir kaynaklarından biri olan bu sebze/meyve,  taze tüketiminin yanı sıra gıda sanayinde de önemli kullanım alanlarına sahip.

Armonize sistemde 070200 Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (GTİP)'nda yer alan domates (taze ve/veya soğutulmuş) 2017 yılında, 8,9 milyar ABD doları ithalat ile dünya ticaretinden yaklaşık % 0,05 pay aldı.

Türkiye, 2017 yılında yaklaşık 290 milyon ABD doları değerinde domates ihracatı gerçekleştirerek, dünyada en çok domates ihracatı gerçekleştiren 9. ülke oldu. 2008-2011 yılları arasında kalıcı olarak Hollanda, Meksika ve İspanya'nın ardından dünyanın en çok domates ihracatı gerçekleştiren 4. ülkesi olan Türkiye, 2012 yılından sonra bu konumunu Fas'a kaptırdı. 2016 yılından itibaren ise uluslararası rekabet gücünü azaltıcı faktörlerden kaynaklı olarak sıralamada daha alt basamaklara düştü.

Yine aynı yıllar arasındaki ihracatının ortalama %70'ini gerçekleştirdiği Rusya ile 2015 Kasım ayında yaşadığı uçak krizi ve sonrasında maruz kaldığı ambargo, önemli bir pazarı kaybeden ülkemizi yeni arayışlara yöneltti.

Grafik: Rusya'nın Türkiye'den Domates İthalatı (milyon $)

2016 yılında yaklaşık %35 düşüşle 265 milyon dolar domates ihracatı yapan ülkemiz, Belarus, Ukrayna, Romanya, Irak, İsrail, Gürcistan ve Azerbaycan gibi hâlihazırda ihracat yaptığı ülkeler ile ticaret hacmini artırsa da, doğal olarak alternatif pazarlara giriş noktasında hızlı bir reaksiyon göstermekte zorlandı. Dolayısıyla Türkiye'nin domates ihracatını baz alan bir araştırmada, Rusya'nın ülkemizden ithalatının da halen önemli bir parametre olarak yer alması gerekiyor.

Ne Kadar Alternatife Sahibiz?

Domates ihracatında, Rusya ile birlikte Doğu Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri de Türkiye'nin önemli pazarları olarak göze çarpıyor. Ancak, Türkiye'nin ticaret ortağı olan AB ve Rusya ekonomilerinde yaşanan resesyonun ve küresel ticarette yaşanan daralmanın, 2010 yılından sonra Türkiye'nin domates ihracatındaki rekabet gücünü azalttığını belirtmekte yarar var.

Peki ne kadar alternatife sahibiz? Dünyanın en büyük domates ihracatçılarından biri olan ülkemiz yeni pazarlara giriş noktasında avantaja sahip mi?

Veriler incelendiğinde, Türkiye'nin geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi 2017 yılında da, 0,55 USD/kg birim fiyatıyla dünyanın en ucuz domates ihraç eden ülkelerinden biri olduğu görülüyor. Ancak domates gibi, üretimi ve muhafazası, mevsimsellikten ve anlık hava koşullarından ani olarak etkilenebilen bir tarım ürünü mevzu bahis olduğunda, fiyattan ziyade coğrafi koşulların daha önemli bir etken olduğu söylenebilir.

Örneğin Türkiye, son 5 yılda, Uzakdoğu'da yalnızca Singapur'a, hava kargo yoluyla ve sembolik düzeyde (ortalama 5.000 dolar) ihracat gerçekleştirdi. Dolayısıyla bu noktada, Singapur'dan öteye geçilemeyen bir ürünün daha uzak coğrafyalara neden ihraç edilemediğini tartışmak da çok anlamlı görünmüyor.

Yaş meyve-sebze ihracatçılarımızın da peş peşe açıklamalar ile kamuoyuna duyurdukları gibi, Rusya krizinin ülkemizin domates ihracatını sallasa da yıkamadığı ve ihracat rotamızı görece katma değeri yüksek Ortadoğu'ya yönelttiği biliniyor. 2017'de, Türkiye'nin domates deposu Antalya'dan ilk kez Dubai ve Katar'a ihracat yapılması da buna örnek gösterilebilir.

Tazeliğinin korunması açısından hassas bir ürün olan domatesin, yakın coğrafyamızda organize edilen tarım ve gıda fuarlarında, kalitesi, besin değeri ve fiyat avantajına vurgu yapılarak tanıtılması ve “Türk Domatesi” algısının yaratılması, bu güzel meyve/sebzemizi şaşaalı günlerine döndürmek açısından önemli bir strateji olarak değerlendirilebilir.

Yine ilgili İhracatçı Birliklerimizin de daha önce açıkladığı gibi, hava kargoyla günlük ihracatın geliştirilmesi ve güzergâhların artırılması, diğer tarım ürünlerimiz gibi domatesteki rekabet gücümüzü de artıracak önemli bir avantaj teşkil edecektir.

İhracatta Son Durum ve Rusya

2018 yılının ilk yarısı itibarıyla yaklaşık 180 milyon dolar bandına ulaşan domates ihracatımızda, geçtiğimiz sene olduğu olduğu gibi Romanya ve Beyaz Rusya'nın yaklaşık 56 milyon dolarlık ihracatla ilk iki sırada yer aldığını görüyoruz.     

Hiç şüphesiz, en büyük ihracat artışı, 2017 yılının tamamında 2,1 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğimiz Rusya'ya ihracatımızın henüz ilk iki çeyrek itibarıyla 10 katına çıkarak 21 milyon dolar bandına yükselmiş olması.

Bilindiği üzere, 2016 yılında ülkemizden domates ithalatını tamamen yasaklayan, 2017 yılının son döneminde ise şartlı (firma ve kota sınırlaması) domates ithalatını mümkün kılan Rusya, 2018 başı itibarıyla Türkiye'den en az 50.000 ton domates alacağını duyurmuştu. Mevcut verilere göre bu tonaj kotasının yarısına hâlihazırda ulaşılmış durumda. Dolayısıyla bu şartlar altında Rusya'ya ihracatımızın 50 milyon doları geçemeyeceği de öngörülerimiz arasında.

Veriler dikkate alındığında, 2015 yılındaki 365 milyon dolarlık domates ihracatının, 2016 yılında uçak krizi faktörü nedeniyle 240 milyon dolara düştüğü, 2017 yılında bu rakamın alternatif pazarlara yönelmek suretiyle 290 milyon dolar bandına yükseldiği ancak 2015 düzeyine çıkamadığı söylenebilir. Bu çerçevede, 2018 sonu itibarıyla ortaya koyacağımız ihracat performansı, üreticimiz ve ihracatçımız nezdinde de büyük önem arz ediyor.

Bol Likopenli Türk Domatesi

Yukarıda da bahsedildiği gibi, alternatif pazarlardaki seçeneklerimizi ve uluslararası rekabet gücümüzü artırmak adına, “Türk Domatesi” algısı yaratacak bir tanıtım kampanyası, önemli bir enstrüman olarak değerlendirilebilir.

Diğer yandan, bilimsel araştırmalar domateste bol miktarda yer alan likopenin kansere yakalanma riskini azalttığını gösteriyor. Ülkemizde de, medyaya da yansıdığı gibi ithal tohumlara alternatif olarak geliştirilen ve Ar-Ge çalışmalarıyla normalden daha fazla likopen içeren domates üretiminin her geçen gün yaygınlaştığı biliniyor.

Son tahlilde, bol likopenli Türk domatesi için marka değeri yüksek kaliteli bir kampanya yaratmak,  ürünümüzün alternatif pazarlara daha kolay girmesine ve küresel ticarette hak ettiği yere gelmesine önemli bir katkıda bulunabilir.

Doğacan ORMANCI

Ülke Masaları

                                              

PAYLAŞ