Dünya ekonomisi ne zaman normalleşecek?

Küresel ekonomi, 2008 yılında başlayan ve 2009 yılında derinleşen kriz ile karşılaştıktan yaklaşık yedi yıl sonra bile hala sürdürülebilir bir istikrarı bulamadı. Kapitalist sistem 2008-2009 krizini sadece Merkez Bankalarının daha genişletici para politikaları uygulamaları ile aşmaya çalışıyor: Piyasalar ve kurumlar, özellikle de mali piyasalar ve kurumlar, kalıcı olacak yapısal dönüşümlere izin vermiyor.

Merkez Bankalarının her defasında daha genişletici politikalar izlemesi veya genişlemenin sona erdirilmesini ertelemeleri yeni bir normal midir? Bir başka deyişle, dünya ekonomisi bundan sonra ancak Merkez Bankalarının olağanüstü parasal genişlemeleriyle mi ayakta kalacak? Merkez Bankalarının olağanüstü parasal genişlemesi, dünya ekonomisinde dengeli, sürdürülebilir ve istikrarlı bir büyümeyi halen sağlayamadı. Ancak finansal piyasaların isteği doğrultusunda genişlemeler artırılıyor ve böylece sadece mali dalgalanmalar azaltılabiliyor. Bu da ancak bir sonraki oynaklığa kadar sürüyor. Merkez Bankalarının 2016 modası ise eksi ve negatif faiz uygulaması: İyileştirici etkisi belirsiz bu uygulamanın da kalıcı olma ihtimali endişe verici...

Dünya ekonomisinin reel kesim tarafında dünya mal ticareti daralıyor. Daralma daha çok ticarete konu olan mal fiyatlarındaki gerilemeden kaynaklanmakla birlikte, gelirin ticaret esnekliği zayıflıyor. Yani gelirler artarken ticaret azalıyor. Yeni nesil ticaret anlaşmalarıyla bölgeselleşmenin arttığı ve Çin'in olağanüstü atıl kapasitelerinin yıkıcı etkilerine karşı korunma önlemlerinin giderek meşru hale geldiği ortamda ticaretin daralması da acaba diğer bir yeni normal midir? Bundan sonra ekonomiler, ihracattan çok iç talebe ve tüketime dayalı büyümek zorunda kalabilir.

Yükselen ekonomiler efsanesi de sarsılıyor: Çin hızla yavaşlarken, Rusya ve Brezilya küçülüyor; çok sayıda enerji ve emtia ihracatçısı gelişen ülkede de ekonomiler zayıflıyor. Dünyanın kaynaklarını hızla tüketen ve bu kaynakları üreten ülkeleri yükselen ekonomiler haline getiren efsane, yerini ancak yapısal reformlarla büyümek zorunda olacak gelişen ülke ekonomilerine bırakıyor. 

Yeni normallere en çok direnç gösteren kesim ise finans kapital. Finans kapital içinde bankacılık sektörü ulusal ve uluslararası düzenlemelerle giderek daha fazla yeni koşullara uyum gösteriyor. Buna karşın para piyasaları, emtia piyasaları ve vadeli işlem piyasaları, işlem teknolojilerini de arkasına alarak, halen oynaklıklar ve dalgalanmalardan besleniyor ve reel kesimin hayal edemeyeceği kazançlar peşinde koşuyor. Bu kazanç isteği yeni normal değildir ve olmamalıdır!

Tüm bu belirsizliklere, bilinmeyenlere, oynaklıklara ve risklere karşı işletmelerde daha esnek ve kısa vadeli karar yapılarına ihtiyaç var. Bu ihtiyaç da işletmelerin yeni normali olacak gibi görünüyor.

 

PAYLAŞ