Büyük merkez bankalarının yeni politikaları TL'yi nasıl etkiler

Küresel kriz sonrası büyük merkez bankalarının başlattığı parasal genişleme politikaları yavaş yavaş yerini normalleşmeye bırakmaya başlamıştır. Buna bağlı olarak genişletici para politikalarının uygulandığı dönemin koşulları da ortadan kalkmaya başlayacaktır.    

Küresel kriz sonrası ABD, Avrupa Birliği, İngiltere ve Japonya merkez bankaları tarihin en büyük parasal genişlemesini gerçekleştirdiler. Burada temel amaç yaratılan genişleme ile krizin aşılması ve ekonomilerin yeniden büyümeye başlamasıydı. Ancak 4 büyük merkez bankasının parasal genişlemesinden sadece bu ülkeler değil tüm ülkeler farklı ölçülerde yararlandı. Öncelikle dünyada bir likidite bolluğu oluştu ve bundan gelişen ülkelerin bankaları ve şirketleri de yararlandı. Çok uzun süre çok düşük faiz oranları düşük finansman maliyetleri yarattı.

Küresel kriz sonrası başlayan parasal genişleme sürecinden ilk çıkmaya başlayan ve para politikasını normalleştiren ABD Merkez Bankası FED oldu. FED öncelikle faiz oranlarını artırmaya başladı ve 4 faiz artışı gerçekleştirdi. Parasal genişlemeyi 2015 yılı Ekim ayında sona erdirdi. Şimdi ise bankanın bilançosunu küçültmeye hazırlanıyor. FED bununla ilgili bir plan açıkladı.  Kademeli olarak bilanço büyüklüğünün 2022 sonuna kadar 4,5 trilyon dolardan 2 trilyon dolara indirilmesi hedefleniyor. Küçültmenin ne zaman başlanacağına ise bu yıl Eylül ayı toplantısında karar verilecek ve küçültme büyük ihtimalle Ekim veya Aralık ayında başlayacak.

Avrupa Merkez Bankası küresel krizin ilk yıllarında çok tutucu davranmış ve parasal genişlemeye gitmemişti. Ancak 2013 yılında genişleme başlatıldı ve 2017 Haziran ayı itibarıyla Avrupa Merkez Bankası bilanço büyüklüğü FED bilanço büyüklüğünü de geçti. Avrupa Merkez Bankası'nın genişletici programı 2017 sonunda sona erecek. Bu çerçevede Avrupa Merkez Bankası'ndan programa ilişkin ilk gelen değerlendirmeler programın artık uzatılmayacağı ve 2018 yılından itibaren bilançonun küçültülmeye başlanabileceği yönünde.  Avrupa Merkez Bankası eksi olan faizlerini de en azından ilk aşamada sıfıra getirebilir. İngiltere Merkez Bankası da Haziran ayında yaptığı toplantıda faiz artışlarına yaklaşıldığı mesajını verdi. İngiltere Merkez Bankası muhtemelen 2017 yılı son çeyreğinde faiz artırmaya başlayacaktır.    

Büyük merkez bankalarının para politikalarını normalleştirmeye başlaması ile birlikte küresel mali piyasalarda yeni koşullar oluşmaya başlayacaktır. Bundan gelişen ülkeler ve Türkiye de etkilenecektir. Öncelikle artık küresel likidite azalacağından bankaların ve reel sektör şirketlerinin borçlanma olanakları sınırlanacaktır. Faiz oranlarındaki artışların daha kademeli ve sınırlı olması beklenmektedir. Türk Lirası üzerinde değer kaybı baskısı ise artacaktır. Her üç banka da sıkılaştırmaya giderse TL yılsonuna kadar sepet kur bazında yüzde 6-8 arasında değer kaybı yaşayabilecektir. Hisse senedi ve tahvilden oluşan portföy girişleri ise sürecektir. Çünkü Türkiye bu iki alanda halen çok önemli getiri olanakları sunmaktadır. Portföy girişlerinin sürmesi TL üzerindeki değer kaybı baskısını da sınırlayacaktır. Yeni koşullar içinde Türk Lirası'nda değer kaybı ve Türk Lirası faizlerde artış kaçınılmaz görünmektedir.

Bu sayfa 2 Ağustos 2017 Çarşamba tarihinde yayınlanmıştır.
PAYLAŞ