Yeni Sınai Mülkiyet Kanunu

Avrupa Birliği ülkeleri ile politika alanında gerginlik doğuran davranışlar ve restleşmeler devam ededursun, aday ülke konumunda olan Türkiye, AB ile açılan fasıllarda kurumsal kapasite gelişimi ve mevzuat uyumu kapsamında tamamlanan/devam eden projelerin uygulamalarını ve alt çalışmalarını yürütmeyi sürdürüyor.

AB ile mali işbirliği kapsamında ortaklaşa fonlanan Fikri Mülkiyet Haklarının Gümrüklerde Korunması Projesi bunlardan yalnızca biri. Bu proje, 35 fasıldan oluşan AB müktesebatından 7 no'lu “Fikri Mülkiyet Hukuku” faslı müzakerelerinin geçici olarak kapatılabilmesi için ileri sürülen 4 adet teknik kapanış kriteri ile ilişkili. Bu yazımızda asıl konuşacağımız konu ise söz konusu kapanış kriterlerinin tamamlanmasına hizmet etmek üzere 10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) olacak.

 Kanun Neyi Hedefliyor?

ABD'li ekonomist John Kenneth Galbraith şöyle der: “Sanayi toplumunun yakıtı paraydı. Bilgi toplumunda yakıt da, güç de bilgidir.” Tabii yaşasaydı bilgi dönüşümünün hızı ve genişliği onu da hayrete düşürebilirdi.

İlk başlayanlar için hatırlatmakta fayda var: Fikri mülkiyet hakları ikiye ayrılıyor: Fikri haklar ve sınai haklar. Bu hakların korunması bilimsel ve teknolojik doğal olarak ekonomik ve sosyal kalkınmanın gerçekleştirilmesi açısından en önemli göstergeler arasında yer alır.

Bu kapsamda SMK, ülkemizde nitelikli sınai mülkiyet yapısı kazandırmak suretiyle uygulamada yaşanan sorunları gidermeyi, süreçleri hızlandırmayı, sınai mülkiyet mevzuatının uluslararası anlaşmalara ve AB mevzuatına uyumunu artırmayı hedefliyor. Bunun yanı sıra Türk Patent'in kurumsal kapasitesinin artırılması ve Anayasa Mahkemesi'nin KHK iptallerinin önüne geçilmesi de aynı şekilde önemseniyor.

193 maddeden oluşan kanun, kitap adı verilen beş parçadan oluşuyor. Bunlar, marka, coğrafi işaretler, tasarım, patent ve ortak ve diğer hükümler. Mülga mevzuata nispeten yeni kanunda madde sayısının azaltılarak sadeleştirme yoluna gidildiğini, daha dar hacimli bir mevzuat oluşturulduğunu görüyoruz. Bu yazı için, beş ana başlıktan yalnızca tasarım, patent ve coğrafi işaretler bölümündeki düzenlemeleri ve getirilen yenilikleri ele alacağız.

Hadi gelin, hukukun o leb-i deryasına küçük bir dalış yapalım.

Kanun Ne Getiriyor?

Tasarım: Kanunun, tasarım alanında pek çok yenilik sunduğunu görüyoruz. İlk olarak, kanun ile getirilen “yenilik inceleme usulü” nün, yenilikçilik ortamının genişlemesini olumlu etkileyeceği muhakkak. Yeni olmadığı anlaşılan tasarımcılar reddedilecek ve böylelikle özgün tasarımlar tescil yoluyla koruma altına alınmış olacak. Daha önceki uygulamalarda, tasarım başvurusu yapılır, şekli inceleme yapılır, 6 aylık yayın aşamasından sonra tescil belgesi tamamlanırdı. Yeni kanun ile birlikte, bu sürece yenilik incelemesi ilave edildi. Ve yayın süresi 6 aydan 3 aya indirildi.

Kanunun ilklerinden biri de, “tescilsiz tasarım”. Bu şekilde, tekstil, mobilya gibi modası hızlı değişen sektörlerde oluşturulan tasarımlar için 3 yılla sınırlı tescilsiz koruma imkanı sağlanıyor.

Ayrıca, birleşik ürünün görünmeyen kısımları alanındaki düzenlemeler ilgi çekici: Birleşik ürünlerin görünmeyen kısımları koruma kapsamı dışında tutuluyor. Örneğin, birleşik ürün olarak arabanın farı tasarım konusundan yararlanırken, normal kullanımda görünmeyen motor bloğu tasarım ile korunmuyor.

Tasarım alanındaki bir diğer yenilik de “eşdeğer ürün uygulaması”. Kanun ile eşdeğer parçaların tasarım koruması kapsamından çıkartıldığını görüyoruz. Böylece, eşdeğer parçaların üretildiği sektörlerin gelişmesi ve tüketicilerin bu ürünlere daha ucuz erişebilmesi hedefleniyor. Eşdeğer parçaların üretimine ise; birleşik ürüne orijinal görünümünü yeniden kazandırmak üzere onarım amacıyla ve bu parçaların kaynağı konusunda yanıltıcı olmamak şartıyla imkan tanınıyor. Yedek parçalar açısından 3 yıllık koruma süresi devam ediyor. Ancak eşdeğer parçaların; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayımlanan listeyle belirleneceğini belirtmeliyim.

Patent: 176 maddeden oluşan eski mevzuatın yeni kanun ile 64 maddeye kadar düşürülmesi konunun erbaplarını memnun etmiş olmalı. Bu kitaptaki yeniliklere bir göz atalım.

Evvela 7 yıl korumalı “incelemesiz patent sistemi” nin kaldırılarak yerine 20 yıl koruma içeren incelemeli patent sisteminin getirildiğini görüyoruz. “Faydalı model” başvurularına, eski mevzuatta yer almayan araştırma raporu zorunluluğu getirilmesi de bir diğer yenilik.

Üniversite-akademisyen buluşları ile ilgili bir düzenleme mevcut. Eski KHK'lerde akademisyenlerin yaptığı buluşlarda patent hak sahipliği kendisinde kalıyordu. Ancak yeni yasayla bu buluş hak sahipliği üniversitelere veriliyor. Üniversitenin patentlenen buluşlardan elde edilecek gelirin en az üçte bir kısmını buluşu gerçekleştiren akademisyene verilmesi koruma altına alınıyor. Bu düzenleme ile üniversiteler, buluş üretmeye ve bunları ticari değere dönüştürmeye teşvik ediliyor.

Coğrafi işaretler: Coğrafi işaretler alanında ilk kez, ülkemize özgü “geleneksel ürün” kavramı getiriliyor. Bu sayede, geleneksel ürün adları ve üretim yöntemlerinin koruma altına alınması, nesilden nesile aktarılması ve böylece yöresel kalkınmaya katkı sağlanması hedefleniyor. Peki, geleneksel üründen ne anlamalıyız?

Menşe adı veya mahreç işareti kapsamına girmeyen geleneksel üretim/işleme yöntemine sahip olan veya geleneksel hammadde/malzemeden üretilmiş en az otuz yıl süreyle kullanıldığı kanıtlanan adlar geleneksel ürün olarak kabul ediliyor. Örneğin, geçtiğimiz hafta İzmir'in geleneksel lezzetlerinden olan İzmir Lokması, coğrafi işaret tesciliyle koruma altına alındı.

Her yenilik gibi bu kanun da çoğu olumlu olmak üzere olumsuz eleştiriler de alıyor. Genel anlamda, kanunun aceleye getirildiği yönündeki düşünceler ağır basıyor. Özelde ise eleştiriler bazı noktalarda yoğunlaşıyor. Örneğin transit geçişli ürünlerin ihlal oluşturup oluşturmayacağı bir tartışma konusu. Bu konuda içtihat çıkması bekleniyor. Yine, cezai önlemler ve yüksek maddi tazminatlı davaların artacak olması dile getirilen rahatsızlıklardan bir diğeri.

Açıkçası, yeni Sınai Mülkiyet Kanunu ülkemizin bilgiye dayalı ve rekabetçi bir ekonomiye geçişine daha fazla ivme kazandıracağa benziyor. Dünya bilim, teknoloji ve sanayi liginde ülkemizin üst sıralara taşınmasında; yabancı yatırımcılar için elverişli/güvenilir bir ortam sağlanmasında katalizör işlevi üstlenecek yeni kanunumuzun daha fazla patent tescili, özgün tasarım, uluslararası marka ve buluş getirmesini temenni ediyoruz. Tabii, ilk safhada yeni mevzuata ilişkin düzenlenecek etkin bilgilendirme ve tanıtım faaliyetleri çok önemli.

Bu sayfa en son 3 Nisan 2017 Pazartesi tarihinde güncellenmiştir.
PAYLAŞ