Yumuşak güç ve pasaportumuz  hangi kapıları açıyor?

Bilindiği üzere, tüm uluslararası ilişkileri o ülkenin itibarıyla (marka değeri ile) düz orantılıdır. Ülkeler bazında itibarı belirleyen temel faktör ise o ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hasılasından (GDP) çok o ülkenin yumuşak gücüdür (soft power).

2015 yılında, bir yazımızda Türkiye'nin stratejik (taktik değil) iletişimde kendine çeki düzen vermezse lig atlamasının zor olacağını yazmıştık. Peki neden? Türkiye ekonomik gücüyle ilk 17'de yer alırken, Londra merkezli danışmanlık şirketi Portland, detaylı analizler sonucu dünyada yumuşak güç sahibi olarak tanımladığı 30 ülkelik bir liste yayınlamıştı. Türkiye, bu listede 28'inci sıradaydı. Bugün, 2018 endeksinde liste dışı kaldık. Geçen yıl ucu ucuna lig de kalmayı başarmış ve 30'uncu da olsa listede yer alabilmiştik.

Geçen yıl listede ikinci sırada olan İngiltere, bu yıl birinci. Onu, Fransa, Almanya, Amerika ve Japonya izliyor. İlk 30'da Karadeniz ülkelerinden sadece Yunanistan ve Rusya listede yer aldı. Yunanistan sıralamadaki yerini korurken (23), Rusya ise iki sıra gerileyerek 28'inci olmuş.

Yumuşak güç, Harvard Üniversitesi'nden Joseph Noe'nin 1980'li yılların sonunda ortaya attığı bir kavram. Zorlamadan, güç kullanmadan çok, cazibe yaratarak şekillendirme yeteneğine sahip olma anlamına geliyor. Bu işte geçerli akçe; kültür, dış politika ve politik değerler.

Bu sıralamalar yapılırken ülkeler şu alt başlıklara göre inceleniyor: Teşebbüs, bağlılık, kültür, yönetim, dijital teknolojiyi benimseme ve eğitim. Mesela yönetim, devletin siyasi değerleri, kamu kurumları, bireysel özgürlükler, toplumda şiddet gibi konuları ölçüyor. Bağlılık ölçülürken de ülkenin kısaca uluslararası topluma yaptığı katkıya bakılıyor. Kültür, ürettiği ve diğer ülkelere cazip gelecek evrensel değerler... Teşebbüsse ekonomik gücü ölçmüyor. Onun yerine, ülkenin rekabet gücü, yenilikçilik kapasitesi ve teşebbüsü geliştirme kabiliyeti açısından ekonomik ve ticarî bir model olup olmadığına bakıyor.

Bütün bunlardan sonra takkeyi önümüze alıp düşünmemiz gerekenler var: Ekonomik açıdan hayli güçlü olan ülkemiz nasıl oluyor da bu endekste ya son sıralarda yer alıyor; ya da listeye hiç giremiyor?

Dünyadaki kazanımlar, büyüklük, güç ve liderlik birden fazla parametreyle ölçülüyor. Geleneksel ekonomi, askeri güç gibi “sert güç” kategorisine giren parametreler... Bunlar insanlık tarihinde her zaman en gerekli şeylerdi; fakat günümüzde marka değeri açısından yeterli değiller.

Vatandaşlarımız ve diğer ülkelerin vatandaşları için ne kadar cazibeli, sosyo-ekonomik alanda ne kadar değer katan bir ülke olursak o kadar yükseleceğiz, ürünlerimiz o ölçüde  itibar görecek. O nedenle bu endeksler nereye yükseleceğimizi belirlememiz için önemli ve her zaman bakılması gereken yol haritaları...

Yumuşak güce dahil kabul edebileceğimiz bir başka “kıymetimiz”, pasaportumuzun ne kadar geçerli olduğu.

Henley Pasaport Endeksi'ne göre dünyada en güçlü pasaport, Japonya vatandaşlarının elinde. Japonlar, tam 190 ülkeye vize almadan ya da kapıda vize alarak kolayca seyahat edebiliyor. 189 ülkeyle Singapur, 188 ülkeyle Almanya, Fransa ve Güney Kore takip ediyor. En çok merak edilen ülkeler olan ABD ve İngiltere 186 ülkeyle 5'inciliği paylaşıyor. 111 ülkeye vize zorunluluğu olmadan giriş yapabilen Türkiye ise listeye 51'inci sıradan girmiş. Her ay rekorlar kıra kıra ilerlesek de, 2023 hedefine ulaşmak için ülkenin marka değerini yükseltmeye ihtiyacımız var.  

 

PAYLAŞ