Rekabet şansımız dijitalleşmeyi yakalamaya bağlı

Bazılarımız “Ben teknoloji özürlüyüm” ya da “Dijital dünya hiç bana göre değil” gibi bahanelerle kendilerini uzak tutmaya çalışsalar da, hayatın her alanında dijitalleşmenin giderek yaygınlaştığı bir dönemdeyiz. Tüm sektörler altyapılarını dijital teknolojilere göre yeniliyor, çalışanlarının bu alandaki yetkinliklerini artırmak için uğraş veriyor.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından hazırlanan Dijital Ekonomi Raporu'na göre, bugünün çocuklarının yüzde 65'inin çalışma hayatına başladıklarında henüz keşfedilmemiş işlerde çalışması ve 2020 yılında dijital ekonominin küresel ekonominin yüzde 25'ini oluşturması bekleniyor. Dijital teknolojilerin içine doğan bir kuşak, iş dünyasına adım attığı gibi ciddî bir tüketici kitlesini de oluşturuyor. Teknolojinin şekillendirdiği bu kuşak, ürün ya da mesajını tanıtma ve/veya satma amacı olan tüm sektörleri etkiliyor. Bu sektörlerin yaptığı teknolojiye uyumlu üretim, tanıtım ve satış faaliyetleri de tüm tüketicilerin alışkanlıklarını dönüştürüyor.

TÜSİAD'ın E-Ticaret 2017 Raporu'na göre, e-ticaret dünyada son 10 yılda 10 kattan fazla büyüdü. Yapılan yatırımlar, tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarını değiştirdiği gibi şirketlerin, özellikle de perakendecilerin iş modellerini de yeniden şekillendiriyor. E-ticaret vasıtasıyla gelişen ihracat, yaygınlık kazandıkça, ihracat odaklı iş-ilişki-iletişim yönetimi anlayışı da değişmek zorunda kalıyor. E-ticaret, kayıt dışılığı azalttığı, verimliliği ve rekabet gücünü yükselterek istihdamı artırdığı, etkileşimde bulunduğu ve hizmet aldığı sektörleri geliştirdiği için, bu fırsatı değerlendiren piyasada avantajlı konuma geliyor.

Fiziksel dünyadaki pek çok maliyetin dijital alanda olmaması KOBİ'lerin büyük şirketlerle rekabet edebilmesinin önünü açıyor. Ürünlerin yurt dışı ve içinde tanıtımının daha hızlı ve düşük maliyetle yapılabilmesini kolaylaştırdığı için ihracat potansiyelini artırıyor.

Üretim ve ticarette dünyayla rekabet halindeyiz. Rekabeti sürdürebilmek için e-ticaret başta olmak üzere dijital teknolojilerin sunduğu kolaylıklara kayıtsız kalınmaması gerekiyor. Verilere göre 2016-2017 yılları arasında Türkiye'nin e-ticaret hacmi yüzde 37 büyüdü. Son yılın verileri henüz yayınlanmasa da e-ticaret hacmimizin daha büyük çapta olduğu aşikâr.

Bu nedenle TİM'in İhracat 2019 Raporu'nda koyduğu hedeflerin olumlu sonuçlara yol açacağı bir gerçek. “İhracatta Sürdürülebilirlik ve Yenilikçilik” mottosuyla önümüzdeki süreci planlayan TİM, ihracatta dijitalleşme, blokzincir teknolojisinin dış ticarete uyarlanması, e-ticaretin geliştirilmesi gibi başlıkları gündemine aldı. TİM, dijitalleşme hedefleriyle bu yarışta üstüne düşen adımları atıyor.

Tüm dünyada internet kullanıcısı sayısı 4 milyarı aştı. Bu kullanıcıların 54 milyonu aşkını Türkiye'deki kullanıcılar. TİM gibi meslek organizasyonlarının ve devlet kurumlarının hazırladıkları stratejiler, belirledikler hedefler, konuyla ilgili, gelişime açık ve rekabette yerini almak isteyen herkes için yol haritalarını ortaya koyuyor.

Kozmetik firması L'Oréal ve Instagram'ın sahibi Facebook, artırılmış gerçeklik teknolojisiyle ürünlerin sanal ortamda denenmesini sağlayacak ortak bir proje üzerinde çalışıyor. Araştırma şirketi Statista'nın verilerine göre; Türkiye nüfusunun yarısından fazlası Facebook kullanıcısı. Dünyada en çok Instagram kullanan ülkeler sıralamasında, aylık 37 milyon kullanıcı sayısıyla beşinci, Avrupa'da ise 3. sıradayız. Bu büyük tüketici potansiyeline ve teknolojinin sağladığı sınırsız imkânlara kayıtsız kalmamak gerekiyor. Siyasette ve ticarette yeni teknolojilere kendini adapte edenler yükselecek ve kalıcı olacaklar. Kaçış ve bahane üretmeye yer yok yani…

 

PAYLAŞ