İlkel ticaretten E-ticaret'e

İnsanlığın bilinen tarihi her gün yeni keşiflerle biraz daha geriye giderken, benzer bir gelişme ticaretin tarihinde de kendini gösteriyor. Bulgular insanların ezelden beri ellerindeki fazla olan malları az olanlarla değişim eğiliminde olduğunu gösterirken, bir süre sonra “değerli” olarak kabul edilen bazı madenlerin bir değişim aracı olarak kullanımının başladığına inanılıyor. Modern anlamda “para” deyiminin ticarette kullanımı ise, Anadolu'da yerleşik Lidyalılar kavmi sayesinde ortaya çıkıyor.

En eski çağlardan başlayarak günümüzden 2500 yıl öncesine dayanan bu ilerleme süreci, sonraki yıllar boyunca daha kısa dönemlerde daha marjinal evrimler geçirerek bugün deyim yerindeyse bambaşka bir boyuta taşınmış durumda. Öncelikle küresel ticaretin ilk kurumsal güzergâhı olan İpek Yolu açıldı, dönemin güçlü ülkeleri arasındaki ticari ilişkiler en yüksek seviyelerine ulaştı. Daha sonra Baharat yolu bu sürece katkılar sağladı. Bu yollardan geçen ürünler üzerinden ticarete dayalı vergiler alınmaya başlanınca, ticaret yapılacak ülkelerle ulaşımı sağlayacak yeni yollar arandı ve tesadüfen Amerika keşfedildi. Ümit Burnu'nun keşfi ile ticaret güzergâhları yeni rotalara girdi.

Sevkiyata dayalı bu gelişmelerin yanında, teknik ve teknolojik gelişmeler de sürece önemli katkılar sağladı. 18. yüzyılda sanayi devrimi olarak adlandırılan ve buhar gücü ile çalışan makinelerin keşfini içeren yenilikçilik akımı, artık ticarete konu malların insanın bilek gücü ile sınırlı olması koşulunu genişleterek makineleri üretim süreçlerine daha aktif bir şekilde kattı. Henry Ford'un ismine ithafen Fordizm olarak adlandırılan üretim tekniği ile üretim bandı ve seri üretim gibi kavramlar ticareti etkilemeye başladı. Yine 20. yüzyılda yaşanan dünya savaşları silah sanayinin gelişimini hızlandırdı, ve savaşların bitmesini müteakip geliştirilmiş olan savunma sanayi ürünleri diğer sanayi sektörlerinin önünü tahmin edilenden daha fazla açtı.

Ticaretin önce ödeme yöntemleri, sonra sevkiyat ve son olarak imalat teknikleri alanlarında yaşadığı bu devrimlerin sonuncusu ise internet çağının başlangıcı olarak sayılabilir. İnternetin keşfi ve geniş halk kitleleri tarafından kullanımının yaygınlaşması ticarette öncelikle bilginin hareketini hızlandırdı. O ana kadar başka bir ülkede keşfedilmiş bir ürünü ancak kendi ülkesine geldiğinde veya o ülkeyi ziyaretinde gören tüccarlar, artık bilgisayar başında dünyadaki yenilik ve ilerlemeleri inceleyebilir bir hale geldi. Ancak yine de internetin iletişim sektörüne girişi için birkaç yıl beklemek gerekliydi. Kısaca elektronik mail olarak adlandırılan e-mail tabanlı program ve uygulamalar, insanların başka insanlarla görüşmek için fiziki ziyaret zorunluluğunu ortadan kaldırdı. Bunun yanında anlık mesajlaşma programları ve sürece sonraki dönemlerde eklenen dosya, evrak, resim gibi doküman paylaşımı da, ticari iletişime kurye, kargo, mektup gibi klasik yöntemlere göre akıl almaz bir hız getirdi. Aynı anda firmaların kendi ürünlerini sergiledikleri internet siteleri oluşturmaya başlamaları fikri ise ürün sergileme yöntemlerini olumlu anlamda etkiledi.

Ticaretin yürüdüğü bu süreç kademeli olarak ilerlemeye devam ederken, süreci fırsata çevirmek isteyen girişimciler de sektöre ürün ve hizmet geliştirme yarışına son sürat devam ediyor. Örneğin kişilerin almak istedikleri ürünleri nereden bulabileceklerine yönelik akıllardaki soru işaretleri, firma ve ürünlerinin endekslendiği listeleme sitelerinin doğmasına yol açtı. Sektörde en sağlam adım Alibaba tarafından atılırken, bunu; ABD, Avrupa, Hindistan ve hatta son dönemde Rusya merkezli siteler takip etmeye devam ediyor. Aynı süreçte kişisel kullanıma yönelik ürünler alışveriş merkezleri ve çarşılardan alınmak yerine, internetten birkaç dakika içinde sipariş verilebiliyor. Amazon ve Ebay siteleri bu alana liderlik ederken, bu siteler, üzerlerinden yapılan ticaretten alınan komisyonlar sayesinde kurucularını dünyanın en zengin kişileri haline getirdi.

E-ticaretin bu yönlü ivmelenmesi elbette alıcıların ürünlere daha kolay erişimini sağlarken, hâlihazırda ticaretle uğraşan kişi ve kurumlar haricinde sektöre giriş yapabilecek potansiyeli de açığa çıkarma konusunda fayda sağladı. Uluslararası ticaretin meşakkatli evrelerinden geçmeye üşenen bir kısım ticaret erbabı bu yeni modeli benimseyerek küresel ticarete adım attı. Bundan da öte, ticaretle doğrudan bağı olmayan bireyler de, özellikle mikro seviyede girişim örnekleri sergileyerek ellerindeki ürünleri dükkân kiralama, firma kurma, vergi ödeme gibi karmaşık detaylardan uzak bir şekilde yurtiçi ve yurtdışı alıcıların dikkatlerine sunmaya başladı.

E-ticaretin dünyaya kazandırdıkları son dönemde öylesine büyük etkiler yaratmaya aday bir noktaya geldi ki, Dünya Ticaret Örgütü, IMF, ITC gibi uluslararası kuruluşlar ardı ardına bu yeni sistemin dünya refahına nasıl katkı sağlayabileceğini araştırmaya ve raporlar yayınlamaya koyuldu. Bu süreçten elbette ülkemiz de nasibini almaya devam ediyor. Ülkemizde son dönemde en çok ziyaret edilen internet siteleri arasına yerel e-ticaret siteleri hızlı girişler yaptı, sundukları arama, listeleme, ödeme ve dağıtım araçları ile fiziki alışverişten önemli roller çalmayı başardı. Ancak yapılan analizler, uluslararası çapta bilinirliği olan dev sitelere kıyasla, ülkemizin küresel veya bölgesel arenada boy gösterecek bir e-ticaret sitesi geliştirmede yetersiz kaldığını ortaya koyuyor. Yani ülkemizdeki popüler e-ticaret

sitelerine gelen trafiğin ezici çoğunluğu halen yurtiçinden yapılıyor. İşte bu noktada, ülkemizin bu yeni sistemde sadece oyuncu değil bir oyun kurucu olabilmesi için elbette yapılması gereken çok şey, atılması gereken önemli adımlar var. Küresel veya bölgesel bir aktör olabilmek için gereken öncelikli eşik olan “kendi çöplüğünde ötme” hususu ülkemizde uzun zaman önce aşıldı. Gerek ürün çeşitliliği ve teknoloji seviyesi, gerekse ödeme ve dağıtım sistemleri alanında gereken tüm altyapı bu amaca hizmet edebilecek seviyede mevcut. Dolayısıyla geriye bu sancılı yola girebilecek girişimciler çıkarmak ve çıkabilecek girişimcileri destekleyecek bir platform oluşturmak gerekiyor. Burada en büyük görev de karar alıcılara düşüyor. Önce hükümet nezdinde ve ilgili bakanlıklar koordinasyonunda yasal bir altyapı oluşturmak gerekiyor. İkinci aşamada ülkemizin önde gelen sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütlerinin sürece dâhil olması, yani özel sektör kanadının taşın altına elini koyması oldukça elzem. Tüm bu gayretlerle aynı anda düzenlenecek ve girişimciliği özendirecek etkinlikler, ülkemizden bir Jack Ma, bir Jeff Bezos çıkabilmesi için kaldıraç etkisi yaratacaktır.

Tüm bu gayret ve çabalar sonucu bir netice alınabilmesi elbette kesin değil, ancak bu yolu yürümediğimiz sürece yolun sonunun nereye varacağını kestirmemiz çok güç. Başkanlığının son yıllarında Obama'nın öğrencilere seslendiği ve şu cümleleri sarf ettiği konuşmasının, e-ticaret alanında ülkemizin vizyonu için de bir yol gösterici olması dileğiyle: “…. (yazılım) becerilerini öğrenmek sadece geleceğiniz için önemli değil, ülkemizin geleceği için de önemlidir. Eğer ülkemizin en ileri seviyede kalmasını istiyorsak, kullandığımız metotları değiştirecek araçlar ve teknolojide uzmanlaşacak sizin gibi gençlere ihtiyacımız var. Bilgisayarlar geleceğin çok büyük bir parçası olacak ve geleceği şekillendirecek olanlar da sizlersiniz.”

PAYLAŞ