Türkiye ihracatla genişliyor

İhracat odaklı büyüme stratejisi çerçevesinde 2002 yılında 36 milyar dolar olan ihracatımız 2016 yılı sonu itibarıyla dört katına çıkarak 142,5 milyar dolara yükseldi. 2017 yılının ilk on ayında ise ihracatımız, TİM verilerine göre bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 15,6 artışla 129 milyarı geçti. Bu kantitatif gelişmelerden daha da önemli bulduğumuz ise yapısal anlamda yaşanan dönüşümler. 2000'den bu yana ihracatımızda bizi bir üst lige taşıyacak kaliteli kazanımlar elde ettik. Örneğin makine, elektrik-elektronik ve otomotiv gibi sektörlerin ihracattaki payı yüzde 20'den yüzde 29'lara yükseldi. AB ana pazarımız olmayı sürdürürken, Afrika ve Asya ülkelerinin payını artırdık.

2017 yılı büyüme rakamlarındaki ihracatın katkısı bizlerin motivasyonunu daha ileriye yöneltti. Bu yılın ilk çeyreğindeki yüzde 5,2'lik büyümeye 2,3 puan, ikinci çeyrekteki yüzde 5,1'lik büyümede ise 1,7 puanlık katkı sağladık. Yıl sonuna yaklaştığımız şu dönemde ise 2017'yi oldukça güçlü ve dünya ortalamasını geride bırakan bir büyüme performansıyla kapatacağımız ortada. Ve bu resimde ihracatın, ihracatçımızın önemli bir rol oynadığını rakamlar açıkça ortaya koyuyor.

Bütün bu kazanımlar bir yana ihracatımızı daha yukarılara taşımamız gerektiğine şüphe yok. Albert Ein-stein'ın dediği gibi dengeyi korumak için hep ilerlemek durumundayız. Bugün ulaştığımız noktada sürdürülebilir büyüme ve ihracatçılarımızın küresel piyasada rekabetçiliklerinin artırılması için uyumlanma ve koordinasyonu stratejik bir ihtiyaç olarak görüyoruz.

Bu temel düşünceler ışığında Türkiye İhracatçılar Meclisi olarak Ar-Ge, yenilikçilik, tasarım ve markalaşma özelinde her yıl yirmiyi aşkın faaliyet gerçekleştiriyoruz. Önceliğimiz ve esas hedefimiz ihracatımızın mal bileşeninin katma değeri yüksek ürünlerden oluşmasını sağlamak. Bu konuda sonuç odaklı müzakere mekanizmaları ve işbirliği platformlarını olmazsa olmaz olarak kabul ediyoruz.

30-31 Ekim tarihlerinde Anadolu'daki ihracatçı birliklerimizde başlattığımız ve 1-3 Kasım tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi'nde devam ettiğimiz İhracat Haftası'nı, bu görüşler çerçevesinde tasarladık. Üç gün boyunca altmış altı ülkeden yaklaşık yedi yüz yabancı firma temsilcisini ülkemiz firmaları ile bir araya getirdik. B2B görüşmelerinde beklentilerimizin üzerinde olumlu sonuçlar aldık. Hâlihazırda TİM tarafından yapılmakta olan İhracat Pusulası Programı kapsamında “Rota”mızı Fas, Endonezya ve Singapur'a çevirdik. Buna ek olarak Balkanlar, Avrasya, Latin Amerika, Kuzey Afrika-Orta Doğu, Uzakdoğu ve Sahra Altı Afrika olmak üzere toplam altı bölgesel yatırım ve ticaret paneli gerçekleştirdik. İhracatın toplumun her kesimince bilinirliğini artırma çabalarımıza, bu etkinliğimiz aracılığı ile yeni boyutlar ekledik. İlk defa tüm eğitim seviyelerinden öğrencilerimize ihracatla tanışma fırsatı sunduk. “İhracat Benim Geleceğim” konulu kompozisyon ve üniversitelerarası proje yarışmalarında dereceye girenleri ödüllendirdik. “Siyaset Meydanı”nı, “İhracat Meydanı”na uyarladık. İhracatın neden ve sonuçlarını, barındırdığı potansiyeli ve operasyonel risklerini enine boyuna tartıştık.

Özetle İhracat Haftası aracılığı ile Türkiye'nin ciddi bir dünya oyuncusu olması için düşünce yapısını dö-nüştürmek kadar, tüm paydaşları da sürece dahil etmenin önemini tekrar doğrulamış olduk. Biz TİM ailesi olarak belirlediğimiz 2023 ihracat hedeflerimiz doğrultusunda üzerimize düşen görevleri en iyi şekilde yap-maya tüm gücümüzle devam edeceğiz.

Bu sayfa 6 Kasım 2017 Pazartesi tarihinde yayınlanmıştır.
PAYLAŞ