Yarışın kazananı kim olacak dersiniz?

Yarışın kazananı

kim olacak dersiniz?

 

Bir ülke mevcut beşeri ve fiziki sermaye birikimi ile nasıl daha yüksek düzeyde üretim gerçekleştirebilir ve daha yüksek gelir düzeyine ulaşabilir? Bu sorunun cevabına büyük ölçüde teknoloji geliştirme ve bu teknolojiyi uygulama kapasitesi ile diyebiliriz. Teknoloji geliştirme ise ancak inovasyonla mümkün olur. Teknolojik faaliyetlerle ilgili başarılı fikir, ürün ve girişimci şirketin gelişimini teşvik eden kümelenmeler arasında “bilim ve teknoloji parkları”  ile “teknoloji merkezlerinin” başı çektiğini görüyoruz. Bunların en bilineni, kökeni 2. Dünya Savaşı sonrası 1950'li yıllarda Stanford Üniversitesi yakınlarında kurulan bir araştırma merkezine dayanan 'Silikon Vadisi'. Avrupa'da da Münih, Amsterdam, Londra, Stockholm, Moskova, Berlin, Cambridge, Dublin, Helsinki gibi şehirlerde oldukça başarılı teknoloji ve girişim kümelenmeleri bulunuyor.

Geçtiğimiz ay yukarda saydığım şehirler arasında yer alan Amsterdam'ın, Bilim Parkını ziyaret etme imkanımız oldu. Ziyaretimiz, bin 250'den fazla delegenin katılımıyla Amsterdam'da gerçekleştirilen Endüstriyel Teknolojiler Konferansı'nın kapanış gününde oldu. Amsterdam Bilim Parkı, dünya çapındaki araştırma enstitüleri, bünyesindeki üniversiteler ve 130'dan fazla firma ile araştırma, inovasyon ve girişimcilik alanındaki önemli hub'lardan biri konumunda. Merkez özellikle doğa bilimleri ve gelişmiş kontrol sistemleri alanlarındaki araştırmacılara önemli fırsatlar sunuyor. Üstelik bunu devlet teşviği olmadan başarabiliyorlar.

Bizim de Amsterdam Bilim Parkı ziyaretimiz kapsamında plazma dinamikleri laboratuvarı, kuantum yazılımı araştırma merkezlerini inceleme fırsatımız oldu. Hem bu ziyaretler hem de üç gün boyunca süren konferansta, geleceğin üretiminin, bugünkü üretim yapısından çok farklı olacağı akılda kalan önemli noktalardan biri oldu. Sanayi 4.0'a dayalı, nesnelerin internetinin daha da yaygınlaşması ile önümüzdeki 10-15 sene içerisinde Alman ekonomisi üzerinde 90-150 milyar Euro'ya ulaşan bir maliyet azaltıcı etki yaratılması bekleniyor. Diğer taraftan ABD araştırmalarını ağırlıklı olarak pratik uygulamalar ve dijital ürünlere odaklamış durumda. Finlandiya sektör bazlı yaklaşımı ile akıllı fabrika dışında akıllı ev, akıllı şehir alanlarına giriyor. Avusturya'da pilot fabrikalar ve Kobi Sanayi 4.0 uygulamaları destek görüyor. Dolayısıyla bu alanda hem Avrupa hem de ABD kanadında kıyasıya bir rekabet var. Peki bu yarışın kazananı kim olacak dersiniz? Almanya'nın öncülüğünde AB'nin bu alanda liderliği için büyük bir fırsatlar var. Ancak Almanya'nın “Industrie 4.0”, Hollanda'nın “Smart Industry” ve Fransa'nın “Industrie du Futur” gibi bölgesel ve ulusal uygulamaları arasında etkin işbirliğinin sağlanması başarı için altı çizilen noktalardan en önemlisi.

Demokratik yenileşim yolunda önemli adımlar atan Türkiye'nin de küresel düzeydeki bu gelişmeleri yakından takip etmesi ve bunun ötesinde Sanayi 4.0'ın uygulayıcı öncü ekonomileri arasında yer alması büyük önem taşıyor. Bizler de TİM olarak bu alandaki vizyoner çalışmalarımızla firmalarımızın yol haritasını şekillendirmesini hedefliyoruz. Dünyaya açılma ve dış ticaret atağı hamlelerinin devam etmesi, yeni ve büyük fikirler geliştirecek bir startup ekosisteminin oluşturulması, yüksek katma değerli ihracat artışına hız verilmesi, öncelikli aksiyon maddelerimiz arasında yer alıyor.

Kaynak: The History of Silicon Valley (Youtube)

 

 

 

 

 

 

PAYLAŞ