Çevre ülkelerdeki krizlerin bize maliyeti

Çevre Ülkelerde Yaşanan Krizlerin Ülkemize Maliyeti Artıyor!

 

Küresel ekonomideki belirsizlik ortamı ve bunun sonucunda ortaya çıkan düşük büyüme ortamı küresel ticareti de etkiliyor. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre geçtiğimiz sene dünya ticareti dolar bazında %13 daralarak 16,5 trilyon dolara geriledi. Bu daralmada, emtia fiyatlarındaki daralmaya paralel olarak Çin, Brezilya, Rusya, Venezüella ve Sahra Altı Afrika ülkeleri başta olmak üzere başlıca petrol ve emtia üreticisi ülkelerde görülen yavaşlama etkili olurken, doların dünya genelinde değer kazanması sonucunda Euro, Yen, Sterlin gibi önemli para birimleriyle yapılan ticaretin dolar bazında değer kaybı yaşaması da önemli rol oynadı. Küresel piyasalarda yaşanan bu gelişmelerden hiç kuşku yok ki Türkiye de etkilendi ve 2015 yılında Türkiye'nin ihracatı %8,7 daraldı ve 157 milyar dolardan 144 milyar dolar seviyesine indi. Euro/Dolar paritesindeki gerileme ve petrol ve emtia fiyatlarındaki düşüş, Türkiye'nin ihracat fiyatlarını gerileten temel sebepler oldu. 2015 yılında Türkiye'nin ihracat miktar endeksi %2 artarken, ihracat birim değer endeksi yaklaşık %10 değer kaybetti. Yani, Türkiye geçtiğimiz sene daha fazla mal sattı, ancak daha az ihracat geliri elde etti. Bütün bunların yanı sıra, Türkiye'nin ihracatının gerilemesinde başka bir faktör daha etkili oldu: Çevre ülkelerde yaşanan krizler!

 

Türkiye, 2001 krizinin ardından uyguladığı başarılı ekonomi politikalar sayesinde hem yüksek oranda büyüme performansı göstermiş hem de ihracatını önemli ölçüde artırmıştı. Küresel krizin etkilerini en yoğun olarak gösterdiği 2009 yılına kadarki dönemde Türkiye'nin ihracatı yıllık ortalama %24 oranında artarken, küresel kriz Türkiye'nin ihracatına 3 sene birden kaybettirmiş, 2008 yılında kaydedilen ihracat ancak 2011 yılında geride bırakılabilmişti. 2011'den sonra küresel krizin artçı etkileri Avrupa ekonomilerini zora sokmuş ve Türkiye'nin en önemli ticari partneri olan AB ülkelerine yapılan ihracat büyük yara almıştı. Şimdi ise AB ülkeleri toparlanmaya başlamış olsa da, çevremizdeki ülkelerin yaşadığı siyasi ve ekonomik sorunlar ihracatımızı yaralamaya devam ediyor. İç savaşın başladığı 2011 yılına kadar son derece iyi siyasi ve ekonomik ilişkilerimizin olduğu Suriye'ye ihracatımız ortalama %27,3 artış gösteriyordu. Ne var ki, bu tarihten sonra ülkede yaşanan iç karışıklıklar günümüze kadar şiddetini artırarak devam etti ve Suriye'ye ihracatımız doğal olarak gerileme kaydetti. Suriye'de iç savaşın başlamasından 1 sene sonra ise yine Suriye gibi ilişkilerimizin üst seviyelere çıktığı bir başka ülke olan İran'a nükleer programlarından ötürü Batılı ülkelerce ambargo uygulanmaya başlanması, İran ekonomisini ciddi anlamda sıkıntıya soktu. İran'a ihracatımız, ambargo öncesi döneme kadar yıllık ortalama %26 artış yakalarken, ambargo uygulandıktan sonra adeta yerinde saydı. Bütün bunların yanında, 2014 yılında hem Rusya ile Ukrayna arasında çatışmaların başlaması hem de o tarihte en büyük ikinci büyük ihracat pazarımız olan Irak'ta DAEŞ terör örgütünün ortaya çıkması da ihracatımız için tabiri caizse tuz biber oldu. Siyasi sorunlar bir yandan çevremizdeki ülkelerin ekonomilerini zora sokarken, bir de 2014 yılının ikinci yarısından itibaren petrol fiyatlarının düşmesi, ekonomileri büyük oranda petrole dayalı olan Rusya, Irak ve İran için resmen yıkım etkisi yarattı. 2014 yılına kadar Türkiye'nin Irak, Rusya ve Ukrayna'ya ihracatı yıllık ortalama sırasıyla %20, %17,6 ve %19,3 artış gösteriyordu. Ancak, 2014 ve 2015'te bu ülkelere ihracatımız önemli ölçüde gerileme yaşadı.

Çevremizdeki ülkelerle son derece başarılı siyasi ve ticari ilişkilerimiz varken, bu ülkelerin siyasi ve ekonomik sebeplerle sıkıntıya girmelerinin ülkemize maliyeti oldukça yüksek oldu. Bu 5 ülke arasında ihracatımızın en çok yara aldığı ülke Suriye oldu. İç savaşın başladığı 2011 yılına kadar yakaladığımız ihracat artışımız devam etmiş olsaydı, Suriye'ye 2015 yılında ihracatımız 1,5 milyar dolar yerine yaklaşık 5,5 milyar dolar olacaktı. Bu varsayımla baktığımızda, iç savaşın yaşandığı 5 yıl boyunca Suriye'ye ihracat kaybımız 13,1 milyar dolar oldu. Suriye'den sonra en büyük kaybı Irak'ta yaşadık. 10 sene önce ihracatımızda yedinci sırada olan Irak, 2011 yılında en fazla ihracat yaptığımız ikinci ülke konumuna gelmişti. 2014 yılında ülkede DAEŞ terörünün ortaya çıkmasıyla birlikte Irak'a geçtiğimiz iki yıl boyunca yaklaşık 10,5 milyar dolarlık ihracat kaybı yaşadık. Irak'ta bu sorunlar yaşanmamış olsaydı, geçtiğimiz sene Irak 15,5 milyar dolarlık ihracat ile en fazla ihracat yaptığımız ülke olacakken, 8,6 milyar dolar ile üçüncü ülke oldu. Suriye ve Irak'ın ardından Rusya 7,3 milyar dolarla en çok ihracat kaybı yaşadığımız ülke oldu. Rus ekonomisinde bozulmalar görülmemiş ve Ukrayna ile olan savaş hiç yaşanmamış olsaydı, Rusya 2015 yılında 8,7 milyar dolar ihracatla en fazla ihracat yaptığımız dördüncü ülke konumunda olacaktı. Ancak, geçtiğimiz sene yaptığımız 3,6 milyar dolarlık ihracatla Rusya, ilk 10 ülke arasında bile yer alamadı. 2016 yılında ise Rusya'ya ihracatımız açısından tablo çok daha vahim bir hal alıyor. İran'a gelince; İran'la ihracatımızda altını hariç bıraktığımızda, 5,7 milyar dolar ile kaybın daha az olduğunu görüyoruz. İran'a kaybın daha az olmasında, ülkede iç karışıklık olmaması, sadece ambargonun etkisiyle ülke ekonomisinin gerilemekten çok yerinde saymış olması sebep olarak görülebilir. Bu 5 ülke arasında en az ihracat kabını ise Ukrayna'da yaşadık. Geçtiğimiz 2 yıl boyunca Ukrayna'ya ihracatımız 2,6 milyar daha düşük gerçekleşti.

 

Bütün bu rakamları üst üste koyduğumuzda, çevremizdeki ülkelerde yaşanan sorunların ihracatımıza maliyetinin ne kadar yüksek olduğunu daha net görebiliyoruz. Suriye, Irak ve Ukrayna'da yaşanan savaşlar, Rusya'ya AB ülkelerince uygulanan ambargo ve petrol fiyatlarındaki gerilemenin Rus ekonomisinde yarattığı sorunlar ve İran'a Batılı ülkelerce uygulanan ambargonun ülkemize maliyeti 2015 sonuna kadar yaklaşık 39,2 milyar oldu. Bu ülkelerdeki sıkıntıların hiçbiri yaşanmamış olsaydı, Türkiye'nin ihracatı 2015 yılında 143,8 milyar dolar yerine yaklaşık 164,1 milyar dolar seviyesinde olacaktı. Peki ihracatımız bu seviyede gerçekleşmiş olsaydı büyümemiz nasıl etkilenecekti? Hesaplamalara göre, ihracatımız 2015 yılında 164,1 milyar dolar olarak gerçekleşmiş olsaydı, Türkiye %4 yerine %4,6 oranında büyüyecekti. 2014'te ise %3 yerine %3,4 civarında bir büyüme yakalamış olacaktık.

 

2016 yılında bu ülkeler arasından İran'la ve Rusya ile ihracatımızdaki kayıpların telafi edilebileceğini söylemek mümkün. İran'a uygulanan ambargoların bu sene kademeli bir şekilde kaldırılıyor olması sonucunda en azından İran'la olan ticaretimiz yeniden eski performansına erişebilme imkanını yakalayabilecek. Rusya ile yaşadığımız krizin de son buluyor olması ile birlikte Rusya'ya ihracatımızdaki kayıplar da telafi edilecek. Ancak, Rus ekonomisinde devam eden resesyon sebebiyle bu telafi 2016 yılında sınırlı olacak. Bunun haricinde, maalesef yakın zamanda Suriye ve Irak'ta kalıcı bir barışın yaşanması mümkün gözükmüyor. DAEŞ terör örgütünün ne zaman bitirileceği meçhul. DAEŞ bitmiş olsa bile Suriye ve Irak'ta yeniden iç barışın tesis edilip edilmeyeceği ise ayrı bir muamma. Ukrayna'daki savaş durumu ise halen daha sona ermiş değil. Dolayısıyla, İran ve Rusya haricinde geri kalan üç ülkeye ihracatımız yine düşmeye ya da düşük seviyelerde kalmaya devam edecek.

 

 

 

 

 

 

 

PAYLAŞ