14. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nden birlik çağrısı

Marmara Grubu Vakfı tarafından düzenlenen 14. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nin ilk gününde, bölge ekonomisine yön veren aktörler ve kanaat önderlerinden 'birlik' çağrısı çıktı.
Zirvenin açılış konuşmasını yapan Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver, zirvede 48 ülkenin bir araya geldiğini, Birleşmiş Milletler'in dörtte birinin burada temsil edilmekte olduğunu söyledi. Konuşmasında Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da yaşanan gelişmelere de değinen Suver, "Enerji zengini bölgelerdeki gelişmeler, enerji arz güvenliği sorunu doğurmakta olduğunu belirterek, "İnsan hakları sağlanmadan, olaylar kaçınılmazdır" dedi.

Büyükekşi: Amacımız 2023'te ilk 10'a girmek

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi zirvede yaptığı konuşmada Türkiye'nin hayranlık verici bir değişim ve dönüşüm süreci yaşadığını belirterek, Türkiye'nin, 2001 krizi sonrasında yakaladığı siyasi istikrarı ekonomik istikrara dönüştürmeyi başardığını, Türkiye'nin gösterdiği ekonomik performansla dünyanın en büyük 16., Avrupa'nın en büyük 6. ekonomisi konumuna yükseldiğini söyledi. Türkiye'nin, 2000 yılında 28 milyar dolar ihracat yaptığını, 2010 yılında ihracatını 114 milyar dolara çıkardığını anımsatan Büyükekşi, Türkiye, ihracatının yarıdan fazlasını dünya kalite standartlarının en yüksek olduğu Avrupa kıtasına gerçekleştirdiğini ifade etti.
Büyükekşi, Avrupa ve Asya kıtasının kesişim noktasında olan Türkiye'nin, Avrupa'nın Ortadoğu'ya açılan kapısı konumunda olduğunu dile getirerek, şunları söyledi: ''Dünyanın en değerli arazisi üzerinde yaşıyoruz. Çevremiz hareketli. Etrafımızda krizler, devrimler ve savaşlar eksik olmuyor. Çevremiz, barındırdığı tüm krizlere rağmen kimsenin vazgeçemeyeceği kadar değerli. Böylesi kritik bir bölgede demokrasimiz ve piyasa ekonomimiz en önemli değerimiz. Tüm bölge bu anlamda bizi model alıyor. Bizim gittiğimiz yoldan gitmek istiyor. Türkiye'nin ekonomik büyüklüğü, en büyük gücümüzü oluşturuyor. Mineral kaynaklar olmadan, sanayi ve hizmetler sektörü ile ortaya çıkardığımız 1 trilyon dolara yaklaşan ekonomi bizim gururumuz. Ama daha iyisini de planlıyoruz. 2023 yılında Türkiye'nin dünyanın en büyük 10. ekonomisi haline gelmesini istiyoruz.''
Büyükekşi, Türkiye'nin 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat yapmasını amaçladıklarını ve bunun için çalıştıklarını anlattı. Bu amaçla TİM olarak bir strateji hazırladıklarını bildiren Büyükekşi, şöyle devam etti: ''Bu proje ile hedefimiz, Türkiye'nin, dünyanın en büyük 10 ekonomisi içinde yer alması. Bunun için de; teknolojik dönüşümü tamamlamış, üretim teknolojilerine hakim, belirlenmiş alanlarda liderlik pozisyonuna gelerek, 2023 yılında ihracat gelirini 500 milyar dolara çıkarmak istiyoruz. Bu hedefe ulaşmak için mevcut pazarlarımızda payımızı artıracağız. Hedef pazarlarda yerimizi alacağız. Türkiye'de sektörleri dönüştüreceğiz. AR-GE ve inovasyona yöneleceğiz. Üretimde ve ihracatta katma değer artışı sağlayacağız. Bunun sonucunda Türkiye'nin gelişim ve dönüşüm süreci hızlanacak. Dünyanın en büyük 10. ekonomisi haline geleceğiz. Sahip olduğumuz ekonomik gücü daha da büyüteceğiz.''
İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi, modanın çağın yadsınamaz bir gerçeği olduğunu dile getirdi. Modanın sadece ekonomi ile açıklanamayacak komplike kavram olduğunu iddia eden Tanrıverdi, "Moda bir kültür vasıtası. Bu kavram büyük kitleleri peşinden koşturur" diye konuştu.
Türk moda endüstrisinin, ürettiği modanın içinde bu coğrafyanın uzun ve anlamlı hikayesini işlediğini belirten Tanrıverdi, "Bu noktada bizler büyük bir şansa sahibiz, Doğu'ya da yakınız, Batı'ya da. Hem hamburger, hem lahmacundan keyif alıyoruz" ifadelerini kullandı. Tanrıverdi, Türk tekstil sektörünün 23 milyar doları aşan ihracat hacmiyle ekonomik refah yarattığını ve Türkiye'nin istihdamını sırtladığını vurguladı.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Murat Yalçıntaş, bölgede yaşanan gelişmelere değinerek, böyle zamanlarda bölgelerinde söz sahibi insanların bir araya gelerek, fikir alışverişinde bulunmaları ve ülkelerine ortak bir vizyonla dönmelerinin, sadece bölge için değil, tüm dünya için önemli olduğunu söyledi.
Gelişmekte olan ülkelerin halklarına ve yöneticilerin son derece önemli mesajlar verildiğini kaydeden Yalçıntaş, şöyle devam etti: "Bu mesajların doğru okuyup, analiz edilmesi gerektiğine inanıyorum. Eğer zenginleşmek, kalkınmak istiyorsak, toplumun huzur içinde yaşamak istiyorsak, o toplumun sesine kulak verip, bireylerin önünü açmak lazım. Bu önümüzde bir fırsat, aynı zamanda geçiş dönemi olduğu için tehdittir. Umarım bu mesajlar iyi okunur ve halkların geleceğine yön verilir."
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) Genel Sekreteri Leonidas Chrysanthopoulos KEİ'nin Karadeniz ülkelerini bir araya getiren en kurumsal örgüt konumunda olduğunu belirterek, ortak projelerin hayata geçirilmesini amaçladıklarını anlattı. Karadeniz bölgesinde su yollarının ıslah edilmesi ve ulaştırma projeleri bulunduğunu belirten Chrysanthopoulos, ekonomik kalkınmayı artırırken, ticaret ve turizmi teşvik etmek istediklerini söyledi.
KEİ'nin en önemli etkisinin ticaret alanında hissedildiğini ifade eden Chrysanthopoulos, ülkeler arasındaki ticaretin arzu edilen düzeyde olmadığını, BM Kalkınma Programı ile birlikte bir inisiyatif başlattıklarını ve yatırımları teşvik etmeye çalıştıklarını bildirdi.
Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, tarihi düşmanlıkları, çatışmaları bir tarafa bırakarak, ve bir arada çalışarak bölge ülkeleri arasındaki dostluğun pekiştirilmesini istedi. Ivanov, cumhurbaşkanı olarak amacının ekonomik işbirliğinin artması için kapıları açmak ve imkanları sağlamak olduğunu söyledi.
Gagavuzya Cumhurbaşkanı Mihail Formuzal, 21. yüzyılda çevre ile birlikte artık dünya anlayışının da değiştiğini belirterek, son 20-30 yıl içinde jeopolitik, jeoekonomik ve jeokültürel anlamında büyük değişiklikler olduğunu dile getirerek, çağdaş dünyanın güncel sorunlarının ortaya çıktığını anlattı.
Zirvede bir konuşma yapan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, son dönemde petrol fiyatlarındaki artışın yüzde 40'lar düzeyine ulaştığını, bu artışın büyüme ve enflasyon üzerinde risk unsuru yarattığını söyledi. Şimşek, fiyatlardaki yükselişin sürmesinin dünya ekonomisindeki büyümeyi aşağıya çekebileceğini hatırlattı. Türkiye'nin yüksek büyümeyi sağlayabilmek için insan kaynağına önem verdiğini, özellikle eğitime ayrılan kaynaklardaki artışa dikkati çeken Şimşek, altyapı yatırımlarını da önemsediklerini belirterek, karayolu, demiryolu ve liman yatırımlarının altını çizdi.
Zirvenin ilk bölümünün son konuşmacısı ise 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel oldu. Demirel, "Balkanları içine almayan Avrupa tek kanatlıdır. Eğer uçmak için kanat lazımsa Balkanlar'ı mutlaka tümüyle Avrupa kendi içine almak durumundadır. Türkiye buna dahildir" dedi.
AB'ye üye ülke sayısının 27'yi bulduğunu ifade eden Demirel, "AB'nin üyesi olmak Avrupa şartlarını kabul etmek demektir. Avrasya dediğimiz olay sadece bir coğrafyanın olayı değil, dünya olayıdır. Şimdi Avrupa bütünleşmesini tamamlayabilmelidir ve sürdürebilmelidir. 'Acaba Avrupa şimdi 27 ülke, Türkiye dahil içine alacağı ülkelerle 32 ülke olacak, 32 ülke yönetilebilir mi yönetilemez mi?' gibi tereddütlere mahal yoktur. Bu birliğe dahil olan bütün ülkeler işbirliği yapmak durumundadırlar. AB barış getirmiştir" dedi.

İlgili Fotoğraflar

PAYLAŞ